Bu kan kokan coğrafya, bu çığlıklar senindir.
Bu gözü yaşlı târih, hıçkırıklar senindir
Yeryüzünde çiğnenen bütün haklar senindir.
Prangalı hükümler, aydınlıklar senindir.
Yıllardır, uygarlıktan sana hep enkaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı.
Nurullah Genç
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ağaçların zikrini duysaydı insan, kalbi dayanamaz patlardı demişti bir gün bir kalp sahibi. Duymak, kalbi olanların işi demek ki... Kulağı olanlar işittim zannediyor sadece.
Bir sarı çiçek bulmalı şimdi. Oturup başına bir türkü söylemeli: "Ben bağrımı toprak sandım taş imiş / Meğer taşa tohum ekilmez imiş."
Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp bir şiir okumalı: "Taş taş değildir bağrındır taş senin /Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin."
Adam şiir kokmalı o an, çiçek türkü yakmalı. Adamın yüzü sararmalı mahcubiyetten, çiçeğin yüzü ağarmalı aşktan. Çiçek yüzünü adama dönmeli, adamın yüzü çiçeğe dönmeli. Adamla çiçek bir olmalı. Erimeli çiçek adam. Bir kalp kalmalı ondan geriye. Yokladıkça Allah, kokladıkça ah diyen bir kalp...
“Elif làm ra”
İşte bütün hikâye...
Çocuk her yerde çocuk değildir!
ÇOCUK; Filistin'de şehittir, Suriye'de kayıptır, Afganistan'da yetimdir, Afrika'da açtır, Hindistan'da işçidir.
Avrupa'da Ya Prenstir Ya da Prenses!