Ağaçların zikrini duysaydı insan, kalbi dayanamaz patlardı demişti bir gün bir kalp sahibi. Duymak, kalbi olanların işi demek ki... Kulağı olanlar işittim zannediyor sadece.
Bir sarı çiçek bulmalı şimdi. Oturup başına bir türkü söylemeli: "Ben bağrımı toprak sandım taş imiş / Meğer taşa tohum ekilmez imiş."
Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp bir şiir okumalı: "Taş taş değildir bağrındır taş senin /Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin."
Adam şiir kokmalı o an, çiçek türkü yakmalı. Adamın yüzü sararmalı mahcubiyetten, çiçeğin yüzü ağarmalı aşktan. Çiçek yüzünü adama dönmeli, adamın yüzü çiçeğe dönmeli. Adamla çiçek bir olmalı. Erimeli çiçek adam. Bir kalp kalmalı ondan geriye. Yokladıkça Allah, kokladıkça ah diyen bir kalp...
“Elif làm ra”
İşte bütün hikâye...
Bir şeyler için ne kadar çırpınırsanız o kadar kanatlarınız yıpranıyor ve o kadar tutsak bir hâle geliyorsunuz. Bir Atasözü vardır hani; "Taşıma suyla değirmen dönmez" tek taraflı çabayla, fedakârlıkla, sevgiyle sadece kendi değerinizi ve kendi onurunuzu dinamitlemiş olursunuz.
Yine yıkılan, yine dağılan, yine parçalanan siz olursunuz... Akışına bırakın, "Su akar yolunu bulur. " İnsan kendine zaman ayırmazsa, zaman insana hiç anlayışlı olmuyor kıymetlim. Önce kendine değer ver! "Çünkü sen kendine lazımsın."
Sen Buğday tanesinin, Dünya değirmen, ömür değirmen taşı. Değirmen çalışıp, değirmen taşı dönmeye başladığında buğday taneleri yavaş yavaş ufalmaya başlar. Her bir tur biraz daha inceltir taneleri ve son olarak un olur. Dünyaya geldiğin anda değirmen çalışmaya başlar, her yaşadığın gün değirmen taşıdır ve seni her gün biraz daha sona yaklaştırır. Son topraktır.