Leibniz açısından öznelliğimizi yaratan şey bir bakış açısına yerleşmemizdi, dolayısıyla bakış açısı nesnelerin bir özelliğiydi. "Nesne" sözünü kendisi kullanmıyor, başka bir şey kullanıyor, perceptus sözünü kullanıyor, yani algı. Algıları nesnede olduğu, algılanan nesnede bulunduğu doğrultusunda, belki tuhaf gelecek ama oldukça ikna edici bir konumdu bu.