Oysa benim aslında tek istediğim onunla bir gece geçirmekti, sadece bir gece -hatta bir saat- sırf, sonrasında onu bir gece daha isteyip istemeyeceğime karar vermek için. Farkına varmadığım şeyse, arzuyu test etmek istememin, istediğimiz bir şeye, istediğimizi kabul etmeden sahip olmanın hileli yolundan başka bir şey olmadığıydı.
"Şunu dinle bak," derdi bazen, kulaklığını çıkarıp, uzun yaz sabahlarının bunaltıcı sessizliğini bozarak. "Şu saçmalığı dinle." Ve devam edip, birkaç ay önce kendisinin yazmış olduğuna hiç inanamadığı bir şeyi yüksek sesle okurdu.
"Sence bir anlamı var mı bunun? Bence yok."
"Belki yazdığın sırada vardı," dedim.
Müzikten hoşlanmadın sandığımı söyledigim zaman abartıyordum. Demek istediğim şuydu: Sanırım benden hoşlanmadın. Beni bunun aksine inandıracağını umut ediyordum... ve inandırdın, bir süreliğine. Yarın sabah niçin inanmayayım ki buna ?