"Kendime sayısız ilâh uydurdum, her tarafta bir sürü sunak diktim ve bir tanrı kalabalığı önünde diz çöktüm. Şimdi, tapmaktan bezdim, payıma düşen sayıklama dozunu har vurup harman savurdum. Ancak soyumuzun mutlaklarına yetecek kaynaklarımız vardır, tıpkı bir ülke gibi bir ruh da ancak kendi sınırları içinde serpilip gelişir: O sınırları aşmanın, Sınır Belirsizligini kendime bir vatan ve yabanci tanrıları tapınma nesneleri haline getirmenin, atalarımı dışlayan yüzyillar önünde diz çökmüs olmanın bedelini ödüyorum. Nereden geldiğimi artık söyleyemem: tapınaklarda inançsızım; sitelerde coşkusuzum; hemcinslerimin yanında meraksızım; yeryüzünde
kesinliğim yok. - Bana belirgin bir arzu verin ve dünyayi alt üst edeyim. Her sabah bana diriliş komedisini ve her akşam mezara giriş komedisini oynatan, ikisi arasinda da cansıkıntısı kefeninin
azabindan baska hiçbir şey yaşatmayan o fiiliyat utancından kurtarın beni... istemeyi düşlüyorum - ve her istediğim bana paha biçilmez geliyor. Melankoli tarafından kemirilen bir vandal gibi, bensiz ben, hedefsiz yol alıyorum , bilmem hangi köşeye doğru... terk edilmiş bir tanrı, kendisi de tanrıtanımaz olan bir tanrı keşfetmek ve onun son şüphelerinin ve son mucizelerinin gölgesinde uykuya
dalmak için."