“ Hey Tanrım! Nedir bu başımıza gelen! Eğer böyle giderse, yakında hepimiz açlıktan gebeririz.”
Maheu de:
“ Ölünce insanın artık karnı acıkmaz. “ dedi.
“ Gök, havanın nemli sıcaklığından yaklaşmakta olduğu hissedilen kuzeyin o bitmez tükenmez yağmurlarından biriyle yüklüydü. Gece, ovanın o uzak köşelerini örten yoğun dumanlar halinde iniyordu. Bu uçsuz bucaksız kırmızı toprak denizi üzerinde alçalan gök, kara bir toz halinde eriyormuş gibiydi; o saatte karanlıkları canlandıran tek bir esinti bile yoktu. Bir gömülme töreninin soluk ve ölümcül hüznü çökmüştü ortalığa. “
“ Kazanları sönmüş bu makinenin çevresinde, kömür kusmaktan yorulmuş bu kuyunun başında, içgüdünün kamçısıyla, daha kadınlaşmamış kızların karnına çocukları eken bu serbest sevişme, yaradılışın bir öcüydü sanki. “
“ Ve anasıyla babasının duygulu bakışları altında üçünü de büsbütün odadan dışarı itti. Evlerinde ağızlarına atacak bir lokma ekmeği olmayan zavallı yavrucaklar, soğuktan uyuşan elleriyle bu çöreği büyük bir saygıyla tutarak gittiler. “