" Tarihe otonomi bağışlamayan tabii olarak Osmanlı imparatorluğu'nun iç yapısal zaaflarını aramaya yönelmeyen kişi bir suçlu arayacaktır. Böylece en çok Cumhuriyet Aydını olmaya çalıştığımız zamanlar halen ne kadar Osmanlı olduğumuzu ortaya çıkıyor
" Toplum ve toplum için ilişkiler bir kudret ve iktidar mücadelesi olarak algılamak kendi başına faydasız bir dünya görüşü değildir. Fakat bu gibi gözlüklerle iç ve dış politikaya bakanlar pek tabii ki iktisadi süreçlerin otonomisini algılamayacaktır.Enflasyon ve arkasında narha riayet etmeyen mahalle bakanlığı görecekler, buna tedbir olarak da kulaklarını mıhlayacaklardır. İktisadi görüşlerden mahrum olacaklardır. Batı medeniyetinin eşyalarına karşı olan hayranlığını yine aynı açıdan değerlendirebiliriz. Batının kurumlarını almak isteyen toplumsal süreçlerin otonomisi kavramıyla bu işe yaklaşmazsa kurumun dinamiği ile ilgilenmeyecektir.
" Modern Türk devleti yasak koymakta uzmandır ama, yeni örgütler aracılığıyla toplum üzerinde denetim kurma yeteneği bakımından parlak bir durumda değildir. Devletin Türkiye'deki yeni zenginlik yoğunlaşmasını kontrol etmesine, belirtilen amacı bu olmasına rağmen izin vermeyen de bu örgütsel zayıflıktır. Bu bakımdan "muhafazakar" AP ile "ilerici" CHP'nin politikaları arasında çok az bir fark var gibidir.
" Türk hükümetleri, hiçbir zaman, resmi diploma imalathaneleri kurma ve bununla birlikte yönetimde ve kamu iktisadi teşebbüslerinde Yeni işler yaratma politikasının kendilerini nereye götüreceğini hesaplamadılar. Bu, kırsal nüfusu kentsel uygarlık merkezlerine döndürmenin bir yolu olduğu kadar, istatistik bakımdan işsizler kategorisine dahil olan kişileri bu kategoriden dışarı atmanın da bir yoluydu.Ancak bu politikanın Türkiye bakımından yarattığı sonuç kendine özgü olan bir radikal devlet görevlileri tabakasının yaratılması olmuştur."