Tanrı birine fazla meyve vermişse, o kişi meyveler elinde çürümemesi için ondan kardeşlerine vermelidir. Tanrı bütün insanlara ellerini uzatır. O, birinin diğerinden daha fazla şeye sahip olmasını ya da birinin "Ben güneşte yatacağım, ama senin yerin gölge" demesini istemez. Hepimizin yeri güneşin altıdır."
Tanrı'nın hedef şeyi kendi adaletli elinde tuttuğu yerde ne kavga olur ne de yokluk.
Öncelikle Steinbeck'e hayran olduğumu söylemem gerek. Onun kitaplarının vazgeçilmez unsurudur işçiler. Bu kitapta da vardı. İşçilerin çektiği sıkıntılar, sonu hüsran ümitleri, hayatsızlıkları. Kısacık olmasına rağmen bu eşitsizliği hissettirmeyi başarmış yazar.
Ve tabii kitabın ana temasını oluşturan, birbirine zıt iki dost... Ufak tefek zeki bir adam ve cüsseli, güçlü ama bir o kadar da saf bir adam... İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur, diyor bir karakter saf olan adam için. Gerçekten de öyleydi. Gözlerim dolu dolu bitirdim kitabı. Yazarın vermek istediği tüm duyguları da hissettim. Güzel bir serüvendi.