"Ruth, sahip olduğu bu dar zihniyetle Martin'i, eski hayatının kuytularından sıyırıp, kendi hayatının kuytularında yaşayan erkeklere benzetmek istiyordu."
"Ruth içinse vaziyet karanlıktı. Daha önce hiç aşık olmamıştı. Bu konudaki tecrübesi günlük hadiselerin, ilüzyonlar vasıtasıyla hayali vakalara bağlı büyülü bir düş evrenine geçtiği kitaplardan ibaretti. Kaba saba bir denizcinin, yüreğine nüfuz ederek, zincire vurulmuş güçler barındıracağını ve bir gün bunların infilak ederek, benliğini dalga dalga sarıp sarmalayacağını bilememişti. Aşk ateşini tatmamıştı daha. Aşkla ilgili bilgileri teoriden ibaretti; aşkın sakin bir suyun üzerindeki dalgalar ya da bir çiğ gibi yumuşak ve karanlık bir yaz gecesi gibi serin, şöyle yalayıp geçen bir alev topu olduğunu düşünürdü. Aşk onun için nazik, yumuşak bir samimiyet, çiçek kokan loş bir havada sevgiliye itaat etmek demekti. Ruth aşkın ruhta yarattığı depremleri, yakıcı sıcaklığını ve ardında bıraktığı külllerden doğan mutsuzluğu düşünmüyordu bile."
SEVGİLİM, BEN ŞİMDİ...
Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte
seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem,
cebimde iki paket sigara
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz,
"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz"
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
O gülün yüzü gülmüyor sensiz
O köklensin diye
pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bu günlerde
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
Masada tabaklar neşesiz
Koridor ıssız
Banyoda havlular yalnız
Mutfak dersen - derbeder ve pis
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
Vantilatör soluksuz
Halılar tozlu
Giysilerim gardropda ve şurda burda
Memo'nun oyuncak sepeti uykularda
Mavi gece lambası hevessiz
Kapı diyor ki açın beni, kapayın beni
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
Radyo desen sessiz
Tabure sandalyalardan çekiniyor
Küçük oda karanlık ve ıssız
"Ruth'un teni nasılsa farklıydı. Bedenini sıradan bir beden gibi tasavvur etmemişti. Sanki bedensel zayıflıklardan ve hastalıklardan muaf gibiydi. Üzerine giydiği kıyafetlerden de fazlasıydı. Ruhundan çıkan bir şeydi, kutsal varlığının duru ve zarif bir biçimde billurlaşmasıydı. Bu ilahi his onu ürküttü."