Bir kisi kendisi hakkinda (ya da özdeşlik kurduğu gruplar hakkinda)söylenen her şeyi asagiliyici bir anlamda
algılıyorsa bu kisinin aşagılık duygusuna sahip oldugu ya da kendine olan saygısının düsük oldugu sonucuna variriz.
İnsan hayatı, başkalarının yaptığı hataların ağırlığını yüklenemeyecek kadar kısaydı. Herkes kendi hayatını yaşıyor ve yaşamak karşılığında kendine çıkan faturayı ödüyordu.
İnsanların çoğunun kendi kararlarını almak istemedikleri
ve kendi yerlerine liderlerin düşünmesini istedikleri iddia edilebilir.Bu iddiada bir haklılık payı vardır. İnsanlar küçük meselelerde kendi kararlarını vermek isterler, fakat zor ve ağır meselelerde karar vermek psikolojik çatışmalar ile yüzleşmeyi gerektirir ve insanların çoğu psikolojik çatışmalardan nefret eder. Bu sebeple, zor meselelerde karar vermek için başkalarına yaslanma eğiliminde
olurlar. Fakat bu, alınan kararları etkilemek konusunda hiçbir şansa sahip olmadan bu kararların onlara empoze edilmesinden hoşlandıkları anlamına gelmez. İnsanların çoğu lider değil, doğal takipçilerdir. Fakat liderlerine doğrudan ve şahsi bir şekilde ulaşabilmek, onları etkileyebilme şansına sahip olmak ve zor kararların
alınması sürecine bir derece dahi olsa katılmak isterler.
En azından bu kadarlık bir otonomiye ihtiyaç duyarlar.