Ne hal bu böyle? Her tarafta kan, her tarafta ölüm, cinayet var. Her tarafı korku kasıp kavuruyor. Korkuyorum. Kan ve korku öldürüyor beni. Beni öldürüyor bu ülke. Bu insanlar beni öldürüyor... Ölüyorum...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnançları farklı, dilleri farklı, kimlikleri farklı diye insanlar birbirlerine düşman olmamalı. İnsan bir kimliğe, bir dine, bir dile sahip olarak dünyaya geliyor ve bunlarla büyüyüp yaşıyor. Bunda insanın günahı, suçu ne?
Bu ülkede her sözün ağır bir bedeli var. Kelimeler pahalı burada, özgür ülkelerdekiler gibi ucuz değil. Burada tek bir söz bile insan hayatına mal olabilir.
kelimelerin kanlı canlı, et ve bedene büründüğü nadir yazarlardan ve kürt edebiyatının en güzel güncel örneklerini sunan kalemlerden biri mehmed uzun’un kalemi.
yitik bir aşkın gölgesinde romanında da olduğu gibi, bu romanda da aslında empati yapmaktan yoksun bünyeler için, bir paragrafı okuduktan sonra kişinin kendine sorması gereken soruyu kendisi soruyor. ''neden?'' ''nereye'' ''ne zaman''
ön yargıların esiri olmuş gözler, kendine sorular sormaktan kaçınır zira.
nasıl ki hasan ali toptaş'ın Gölgesizler'ini okumamak büyük bir eksiklikse, ''roni mina evine tari mina mirine'' (aşk gibi aydınlık, ölüm gibi karanlık) kitabını okumamış olmak da, ne büyük eksikliktir benim gözümde...
okuyun,
okuyun ki açılsın algınız.
okuyun ki, takdirle karışık bir sempati ile gelen empatiyi yaşayın.
keşke.
ama keşkeler yeterli olmayacak, onu da biliyorum.
"Piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. Kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetin iki yüzüne de ararda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında."