İçinde bulunduğumuz anı sadece gelip geçici, ömürsüz bir şey olarak görür ve ona sadece hedefimize ulaştıracak bir araç nazarıyla bakarız. Dolayısıyla çoğu insan , hayatının sonuna gelip de geriye dönüp baktığında bütün ömrü boyunca bu arada yaşadığını görecek ve dikkat etmeksizin ya da tadını çıkarmaksızın bakıp geçtiği bir şeyin hayatın ta kendisi olduğunu - bir başka söyleyişle, yaşamıştı beklediği şeyin bizzat kendisi olduğunu görüp şaşıracaktır.
Her şeyden evvel hiçbir insan mutlu değildir; bütün hayatı boyunca hayali bir mutluluk peşinde koşup durur, onu nadiren ele geçirir ve ele geçirse bile, geçirmesiyle birlikte bir yanılsamadan, bir düş kırıklığından başka bir şey kalmayacaktır geride; ve kural olarak sonunda bütün umutları suya düşecek ve limana bir enkaz halinde girecektir.
Hep daha dürüstçe konuşmayı öğrenir bu Ben: ve öğrendikçe daha çok sözcük bulup saygı duyar bedene ve yeryüzüne.
Yeni bir gurur öğretti bana Ben’im, onu öğretiyorum insanlara: kafasını göksel şeylerin kumuna artık gömmemeyi, aksine, yeryüzüne anlam veren bu yeryüzü-kafasını özgürce taşımayı!