Fiziki bir şekilde kör olmanın ötesinde ruhsal körlüğe senfonik bir biçimde değinen ve iç huzuru bulmak için çırpınan ruhlar...
Yazarın kendi hayatından izler barındırması ve günlük tarzında yazılması kitabı daha bir okunur yapmış.
Hayatı boyunca günah kavramından uzak durmuş, hayatının temeline sevgi ve iyilik kavramlarını koyan bir papazın toplum nezdinde yasak aşk olarak adlandırılan bir aşka tutulması.
İnançları ve duyduğu aşk arasında sıkışıp kalışını okuyacaksınız. Kitabın ilerleyen sayfalarında sinirlensem de sonu tatmin edici bitti benim için.
Yazar Nobel ödüllüymüş kendisi ile tanışma kitabım oldu dilini olayları anlatış şeklini beğendim genel olarak zaten kısa bir klasik bir çırpıda okuyabilirsiniz.
Bir papazın hayatına giren kör bir kızın papazın ailesi dahi herkesin hayatına bakışını etkileyen ve derin izler bırakan kısa ama dolu hikayesi.
Son olarak şu alıntıyı yazmak istiyorum;
Seven bir ruh gönüllü olarak itaat etmekten mutluluk duyar
Kısa olup anlamak için iki kere okunması gerektiğini düşündüğüm bazı yerlerin okuyucuya kaldığı bazı yerlerde ise uzun zaman farklarıyla emek isteyen bir okuma süreci oldu benim için.
Yazar ile tanışma kitabım oldu genel olarak beğendim ama eksik bir şeyler var gibi, belki de ikinci bir sefer okumak içindir.
Yazdıkları Afrikalı Amerikalıların hayatını anlatan yaşanılan zorluklar ve aidiyet duygusu...
Yazar eserde ırkçılığa, köleliğe veya kendi toplumuna çevirdiği projektörün biraz dışında, bir yere ait olma mefhumuna kritik bir seyahate çıkartır okuyucuyu.Bu seyahat iki kardeşin özgürleşmek için verdiği mücadele sonunda ait olduğu yere dönmek istemeleridir.