Halbuki eksi kırk beş derece soğuk, suyu donduran soğukluğun kırk beş derece altı anlamına geliyordu. Oysa bu durumun adam üstündeki etkisi, soğuk ve nahoş bir hava olduğuydu, o kadar. Bu soğuk, ısı derecesine bağımlı bir yaratık olarak ne kadar kırılgan olduğunu ona düşündürmemiş, belli sıcaklık ve soğukluk derecelerinin dar sınırları dışında yaşaması mümkün olmayan insanların genel zayıflığı üzerine kafa yormasını sağlamamış, oradan ölümsüzlük meselesine ve insanın evrendeki yeri gibi afaki konulara dalmasına yol açmamıştı.
Onun sorunu, hayal gücünden yokun oluşuydu. Hayata dair şeyler konusunda hızlı ve dikkatliydi ama sadece somut şeyler için geçerliydi bu tetikte olma hali, o şeylerin taşıdığı anlamlar için değil.
Endüstriyel örgütlenmenin başkalarının yaşamını kontrol hakkını kendilerine verdiği bu adamların duyarsızlığı dehşet vericiydi. Dünyanın anaforunun dışında yaşamış ben, işlerin bu biçimde yürütüldüğünü hayal bile etmemiştim. Yaşam her zaman kendine özgü bir kutsiyete sahip bir şey olarak görünmüştü, ama burada, ilişkilerin aritmetiğinde hiçbir değeri bulunmayan bir sıfırdı.
Yöntemleri bir tür savlama, varsayım ve suçlamadan ibaretti. Bir fok yavrusunun doğuştan yüzüp yüzemediğini, savlarını oldukça hırçın biçimde ortaya koyup, ardından da muhalif kişinin aklına, sağduyusuna, uyruğuna ya da geçmişine veryansın ederek kanıtlıyorlardı. Karşıt fikri çürütme yöntemleri de kesinkes aynısıydı.