. İn- sanların yüzde 50’den biraz fazlası güvenli, yaklaşık yüzde 20’si kaygılı ve yüzde 25’i kaçıngandır. Kalan yüzde 3-5 arası ise daha az yaygın olan karmaşık kategorisine girer.
Önceleri, yetişkin bağlanma stillerinin asıl olarak büyütülme şeklinizin ürünü olduğu düşünülürdü. Dolayısıyla şu anki bağlanma stilinizin bebekken size nasıl bakıldığıyla ilgili olduğu sanılırdı: Ebeveynleriniz hassas, ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda ve duyarlı insanlarsa, güvenli bir bağlanma stiliniz olur. Duyarlılıkları değişkenlik gösterdiyse kaygılı bir bağlanma geliştirirsiniz. Uzak, sert ve duyarsız bir tavır takınmışlarsa kaçıngan bir bağlanma stiliniz olur. Günümüzde yetişkin bağlanmasının çeşitli etkenlerin etkisi altında kaldığını ve bunlardan yalnızca birinin, ebeveynlerin bize bakma biçimi olduğunu biliyoruz. Genlerimizin ve yaşam deneyimlerimizin de dahil olduğu diğer etkenlerin de rolü var.
Bağlanma prensipleri bize insanların ancak giderilmemiş ihtiyaçları kadar muhtaç olduklarını öğretir. Duygusal ihtiyaçları karşılandığında –ne kadar erken o kadar iyi– ilgi dışarıya yönelir. Bu, bağlanma literatüründe “BAĞIMLILIK PARADOKSU” olarak geçer. İnsanlar bir diğerine ne kadar etkin şekilde bağlanırsa, o kadar cesur ve bağımsız olurlar.
…İnsan aslında karmaşık bir varlık değil. Çoğunluğu zamanın büyük bir bölümünü yaşamak için kullanıyor,
geriye kalan ise, özgür oldukları küçük zaman diliminden
öyle korkuyor ki, ondan kurtulmanın her türlü yolunu deniyor. İşte insanın
değişmez yazgısı!
- Ah, insan öyle fani ki, yaşadığından gerçekten emin oldugu bu dünyada bile, varlığının tek bir gerçek iz biraktigi bu dünyada bile, sevdiklerinin ruhunda ve hatıralarında o da sönüp kaybolacak, hem de cok çabuk!
Sayfa 84 - Kültür yayınlar iş bankası·Kitabı okudu