Ezel

Puan vermedi·132 syf.··
2024 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2024 00:00
12 kitaptan oluşan Marcus Aurelius, Kendime Düşünceler'i (diğer adıyla meditasyonları) aslında kendine rehberlik etmesi ve kendisini geliştirmesi için bir kaynak, hatırlatıcı olarak iç dünyasına yazmıştır. Marcus’un etik ve insanın yaşamındaki rolü üzerine düşüncelerini içerir. Marcus Aurelius'un kendine özgü Stoacı görüşleri, Stoa felsefesinin genel hatları, imparatorun kendi kişisel gelişiminden düşünceleri ve yer yer atıfta bulunarak da etrafından kazandığı bilinçliliği aktarmıştır. Marcus Aurelius, Kendime Düşünceler kitabını Roma İmparatoru olarak seferlerde ve savaş kamplarında geçirdiği zamanlarda yazılmıştır. Çalışmanın büyük bölümünü 170'ten 180'e kadar Sirmium'da yazdığı düşünülüyor. Kitabın bir kısmı Pannonia seferi için Aquincum'da konuşlanmışken yazılmıştır, çünkü kitapta bulunan notlar bize ilk kitabın Granova nehrinde (günümüzde Hron) sefer yaparken yazıldığını söyler. İkinci kitap ise Carnuntum'da yazılmıştır. Kendime Düşünceler, zor koşullarda kaleme alınmış bir eserdir. Bu da bizlere hangi koşulda olursak olalım erdemli ve ahlâklı olmamız gerektiğini gösterir. Marcus Aurelius'un yazıların yayınlanmasını amaçlamış olması pek olası değildir. Çalışmanın resmi bir başlığı yoktur, bu nedenle "Kendime Düşünceler", koleksiyona yaygın olarak atanan birkaç başlıktan biridir. Kitap, Marcus Aurelius’un Stoacı felsefi görüşleri, düşünceleri ve yaşam prensiplerini içeriyor. Marcus Aurelius, Kendime Düşünceler’de dış dünyanın etkilerinden bağımsız olarak içsel huzuru bulmanın önemini vurgulamış. Ona göre, insanın mutluluğu, içsel dünyasındaki dengeyi bulmaktan geçer. Stoacı bir bakış açısına göre, insanlar sadece kendi eylemleri üzerinde kontrol sahibidirler. Diğer dış etkenler, özellikle değişmeyen dış kuvvetler, insanın kontrolü dışındadır bu nedenle,
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·317 syf.··
2024 27. kitabı
Beydebâ, Milattan önce 1. Yüzyılda Bakü’de doğup sonrasında Hindistan’a göç ettiği düşünülüyor. Beydebâ’nın hayatı hakkında pek fazla bilinmediği için hakkında bilgi rivayetler üzerinedir. Hiç kuşkusuz Hint edebiyatında eşsiz bir yere ve öneme sahiptir. Eserlerinde fabl türünden yazıp hayvan karakterler üzerinden insan ilişkilerine dair ahlak dersleri vermeyi amaçlamıştır. Eser adını, Pançatantra (beş düşündürücü nasihat kitabı) adlı eserdeki iki çakal kardeşten alır adını. Doğruluğu ve dürüstlüğü” simgeleyen "Kelile" ile “yanlışlığı ve yalanı” simgeleyen "Dimne". Kelile ve Dimne böyle ortaya çıkıp eski çağların Brahmanlarının yaptığı gibi o da verdiği nasihatleri hayvanların dilinden vererek eğlenceli hale gelip öğüt verici ve düşündürücü bir kitap haline gelmiştir. Ahlaki nasihatlerle eserin amacı, masallar ve gerçek hayattan alınan hikâyelerle bireysel ve toplumsal davranışları iyileştirerek, mutlu bir yaşamın yollarını göstermektir. Bu sebepten. Alegorik üsluplu yazılıp İçinde farklı öyküler bulunan fabl masalıdır. Eserini, çift anlamlı kılınmıştır; Kaleme aldığı bu eserin bir iç yüzü bir de dış yüzü vardır. Sözün dış yüzü halka ve ileri gelenlere eğlence olsun, iç yüzü ise seçkin kişilerin zekâlarına hitap etsin, onlara tecrübe kazandırsın diye kitabı hayvanların diliyle konuşturuldu. Bu tip hikâyeler nasihat vermeyi bir gaye haline getirip en iyi araç kabul etmişlerdir.
Kelile Ve DimneBeydeba · Antik Şark Klasikleri · 20117,7bin okunma
Puan vermedi·52 syf.··
2024 26. kitabı
Yazar Samed Behrengi, 1939’da İran Tebriz’de Pehlevî hanedanlığı hüküm sürmekte olduğu adaletsizlik ve yoksulluğun çok fazla olduğu bir dönemde yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. İran’ın Azerbaycan kesiminde on bir yıl köy köy dolaşarak öğretmenlik yaparken yoksul çocukların ve ailelerin arasında bulunmuştur. Öğretmen olarak çalışırken, öğrencilere bilgi ve ilham verme amacı gütmüş ve onların düşünsel gelişimlerine katkıda bulunmuştur. Küçük Kara Balık çocuk edebiyatı olarak yazılmış olmanın ötesinde, adalet, eşitlik, sorgulama, direnebilme kavramları vurgulayan bir eserdir. Küçük Kara Balık kitabı alegorik üslupla yazılmış bir kitap olup gerçekleri dile getirebilmek için yararlanmıştır. Alegoriye başvurmasının esas nedeni SAVAK istihbarat teşkilatının toplum üzerindeki baskısından kurtula bilme çabasından ve Şahlık rejimi gibi ülkenin durumundan kaynaklı yasaklarla, otoriter devletlerin baskılarına boyun eğmek istemeyişindendir. Behrengi, toplumcu gerçekçi bir yazardır, toplum sevgisinden dolayı topluma karşı sorumlu hisseder ve kalemini toplumu bilinçlendirmek için bir araç olarak görür buna yönelik eserler vermiştir. Yazar bu eserde sorgulama ve merak duygusunu ön planda tutmuştur. Toplumun çizdiği çerçeveden çıkmak veya içinde yaşanılan koşullardan değişiklikleri keşfetmek ve uygulamaktan korkmamayı yeniliğe açık olmayı vurgulamıştır. Balıkların yani toplumun her gün rutin işler yapmalarından ve sorgulamayışlarından sıkılan Küçük Kara Balık diğerlerinin aksine denize ulaşmak ister yani hayata atılmak ister farklı yerlerden görmek ister. Deniz burada Bir nevi özgürlüğü temsil eder. Küçük Kara Balık özgür denizlere ulaşma yolunda pek çok engelle karşılaşmıştır bizlere başarının kolay kazanılamayacağını gösterir.
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Can Yayınları · 202336,8bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2024 25. kitabı
Yazar Richard Bach, 1936’da Amerika’da doğmuştur. 1956’dan 1962’ye kadar ABD Hava Kuvvetleri’nde pilot olarak görev yapmıştır. Yazdığı eserlerinde bu sebepten çokça uçma konusunu işleyip ve kendi deneyimlerinden bahsetmiştir. Çocuk yaşta martıları seyretmeyi seven Richard Bach onlardan pekçe etkilendiğini söyler. Bir zamanlar yazma tutkusuna kapılan yazar sıkça sahile gider ve vakit geçirirmiş bir gün sahilde arkasından tıpkı insan sesi gibi bir martının birkaç defa “Martı Jonathan Livingston” dediğini duyar, döndüğünde ise hiç kimseyi görmediğini ve çok şaşırdığını, eve döner dönmez hayretler içinde bunun adeta kutsal bir işaret olduğu düşüncesi kaplamıştır içini. Yazmaya başladığı an tüm hayal gücünü çok akıcı bir şekilde aktardığını ve bunlara Martı Jonathan’ın sebep olduğunu söyler. Eserde, çoğu martı için uçmanın tek anlamı sırf yiyecek bulmak buldukları balıklardan karınlarını doyurmak için sahilden ayrılıp tekrar geri dönmek. Oysa Jonathan Livingston adında bir martı kendi soyundaki martılara göre daha farklı. Gayesi yiyecek bulmak değil uçmanın tadına varmaktı bu genç martının. Jonathan’ın diğer martılardan farklı olarak, Öğrenilmişin dışına çıkarak özgürlüğe kavuşmak, kendisini sınırlayan gelenek, otorite ve kurallar gibi duvarları yıkarak kendini tanıma, yeteneğini keşfetme ve mükemmelliğe ulaşma yolunda önüne çıkan tüm ruh ve bedenen engelleri aşma çabasını bizlere aktarır 'Martı Jonathan Livingston’. Kitap bize eğer istersek hayal ettiğimiz her şeyi, imkânsız denilebilecek şeyleri dahi başarabileceğimizin iletisini vermektedir. “Hızlı uçmam gerekseydi şahin olurdum” gibi kendi sınırlarını bilmesi gerektiğine psikolojik olarak inanmak üzere olan Jonathan. Kalıplaşmış kuralların çoğu zaman içimizdeki yaratıcı gücü ve mevcut potansiyeli ne derece
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,1bin okunma