Sen bir şeyleri terk edersin
Güneş yazdan uzaklaşır
Sen bir şeyleri terk edersin
Ve yargısız infazlar meşrulaşır
Belki adını ‘Hoşçakal’ diye
değiştirirsin Güzel
Öyle vedalaşmak da kolaylaşır
Ayrılır gibi bir erguvanın
bedeninden yüzlerce dal
-“Senin adın ne?”
-“Hoşçakal”
-“Hoşçakal öyleyse Güzel.
Güzeli öyleyse Hoşçakal…”
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?