Zweig bu eserde bir insanın yalnız sosyal değil, aynı zamanda psikolojik çöküşünü de gösteriyor. Baş karakter dışarıdan gururlu bir aristokrat izlenimi verse de, iç dünyasında hassas, kaygılı ve sürekli onaya ihtiyaç duyan bir kişidir. Davranışlarında ilgi açlığı, aşırı kaygı, gerçeği yalanla örtbas etme, kaosa eğilim ve başkalarına acı vererek güç kazanma gibi özellikler görülür. Bütün bunlar, içsel boşluğunu dolduramayan insanın kendi kendini yok edişinin göstergesidir.
Eserde Zweig’in mesajı nettir ki, insanın en büyük trajedisi dışsal kayıplar değil, kendi iç dünyasının çöküşüdür.>>
Benim için en etkileyici tarafı ise, karakterin yavaş yavaş çöküşünü okurken bunun sadece bireysel değil, aslında bir dönemin psikolojik tablosu olduğunu fark etmekti.
<<Ps:Psixoloji baxından analiz etmiş olsaq, qəhrəmanın psixoloji portreti narsisistik şəxsiyyət pozuntusu + nevrotik narahatlıq + sadistik meyllər qarışığına bənzəyir.>>
Çünki insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer, ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsinler hakkı olmayanları acımasızca geri çeviridi.