Büşra Arslan Tarhan

Puan vermedi·500 syf.··
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 01:53
"Vatanımız, özgürlüğümüz ve geleceğimiz. İşte bu yüzden üretim,işte bu yüzden demokrasi. İşte bu yüzden günahıyla sevabıyla tarihimizi kabul edip geçmiş hatalarımızdan ders çıkarma zamanı. İşte bu yüzden CUMHURİYET..." "Haaa, düşmanın cephesinden bakınca doğrudur,kitap silahtır. Çünkü okuyan toplumlar kendini yönetir. Okudukça, öğrendikçe onların hain planlarını görür ve geçit vermez." "İşte köyden on yumurtayla çıkan çocuğun öğretmen,subay,mühendis,milletvekili,hatta cumhurbaşkanı olabildiği yönetime Cumhuriyet denir evladım." "Keşke" 1940-1980 dönemine ışık tutan, bir Köy Enstitüsü kitabı olarak geçse de o dönemin tarihsel bilgilerini öylesine derin işlemiş ki yazar, hayran kalmamak elde değil. Enstitülerden sadece öğretmen olarak çıkılmadığını marangoz, demir işçiliği ,ziraat sanatları gibi birçok alanda da uzmanlaşıldığını hatta bu yüzden okul değil de enstitü denildiği işlenmiş. Dönemin ünlü şairleri, yazarları o zamanın öğrencilerinin öğretmenleri... Ve o dönemin iki öğrencisi Sabia ve Fikret... Aşkları, yaşamları, vefa duygusunu hissettirdi bana. Fikret, tecavüzden doğan bir çocuğa babalık yaparken Sabia ise annesi vefat eden bir çocuğa annelik yapıyor. Okurken böyle olmamalıydı sonları deyip durdum. Fikret'in Sabiasına yazdığı mektupta çok ağladım. Olaylar öylesine birbirine bağlanmış ki... Bir sonraki sayfayı okumak için can atıyorsunuz. Sema Soykan hep duyduğum bir isimdi. Böyle yazarlarımızın olması ne de kıymetli. Her satırda gurur duydum. Ve bu kitabı her kesimin okuması hayatında farkındalık oluşturması gerektiğine inanıyorum. Sonlarında gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız. Şiddetle tavsiyedir, okuyun okutturun. Keşke Sema Soykan
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,032 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·184 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 10:53
"Mutsuz kadınlar mutsuz erkeklerden şiddet, kabalık,sorumsuzluk ve ekonomik yetersizlik gibi nedenlerle ayrılmak istiyorlar. Kadınsız bir yaşamı beceremeyen erkekse cehenneme düşmüş gibi oluyor ve kadını öldürerek öcünü alıyor. Sistem onlara bu hakkı tanımış gibi de çok az ceza alıyorlar." "Bir kadını öldüren her erkek insanlık düşmanı bir zavallıdır." "Sana bir şey olmaz, bey! Sen büyük adamsın,arkanda devlet var. Ben dağılan yuvaya,çocuklara, annelerine üzülüyorum." "Dünya o kadar kötü ve insafsız bir yer oldu ki insanlar yaşama tutunabilmek için değer bilinen pek çok şeyi geçersiz sayıyorlar. İyilik kötülük ayrımı yapmadan büyük suçlar işliyor,yasaların geçersizlik ve karmaşası içinde hayatta kalmaya bakıyorlar. Ben bile şiddete,çok daha fazlasına kapılmış biriyim artık. Bir yandan öte yana geçmek ne kolaymış meğer!" Çağdaş Türk edebiyatının önemli yazarlarından olan İnci Aral, bu romanında aslında günümüzü, kadın cinayetlerini, siyasileşen kutuplaşan dünyada adaletin kimlere uygulanıp uygulanmadığını ,hem bireysel hem toplumsal açıdan içimizi kemiren bu olguyu ele almış. Kitaba gelirsek; dışarıdan bakıldığında "adam" sanılan, bilgisi, görgüsü, ileri görüşlülüğü ile herkesin hayran kalacağı, siyasi ayağı olan Sanatlar Bakanı Ata bey. Ve aşık olduğu güzeller güzeli, sanatçı kişiliği ön planda olan Soprano, Verda... O kadar günümüzü anlatmış ki yazar. Mutlukla, heyecanla, aşkla ,kendini farklı göstererek içindeki saplantılı,hastalıklı ruhunu bastırmaya çalışan bir adam ve adamın maddi imkân ile makam,mevkisine daha çok aşık olmuş bir kadın... Sonu ise adamdan ayrılmak istediğini, bu evlilikte kendinin ,hayallerinin kaybolduğunu söyleyen, kendine o evlilikte yer bulamamış bir kadının ölümle son bulan hikâyesi. Biz bu hikâyeyi kıskançlık krizine giren Ata'dan
Verda’nın Ölümüİnci Aral · Everest Yayınları · 2025197 okunma
Puan vermedi·293 syf.··
2026 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 03:15
"Öldü, güzel sultanım, çoktan öldü, Öldü, gömüldü bile. Başında yemyeşil otlar büyüdü, Taşı dikildi bile." "İnsan ölen çocuğunun gözlerini nasıl kapayabilir ?" "Judith onun yarısı, ikisi bir cevizin iki yarısı gibi birbirlerine bağlılar. O olmazsa Hamnet eksik kalır, yitip gider. Judith'in koparılıp alındığı yerdeki yara ölene kadar kapanmaz. Onsuz nasıl yaşar ki? Yaşayamaz." "Çocuğu onun için dünyadaki en güzel sanat eseri: Ne geçmişte ne de gelecekte, herhangi bir yerde ondan daha mükemmel bir şey olamaz." #kitapyorumu 1500'lü yılların sonu... Londra'nın doğusundaki bir kasabada yaşayan bir aile... Shakespeare ve Agnes(Anne) çiftinin üç çocukları olur. Susanna ,ardından ikiz olan Hamnet ve Judith... Hamnet adındaki çocuk on bir yaşında vebadan vefat eder. Dört yıl sonra babası Hamlet adında bir oyun yazar. Ah Hamnet! Ne diyebilirim ki? Ağırlık hissediyorum sadece. Maggie O"Farrell, tarihsel gerçeklerden beslenerek yazdığı bu romanda bir yası ,ölümü anlatmıyor sadece. Bir anne babanın en büyük korkusunu odağına alıyor. Kitap ilk başta Hamnet'i, aile bireylerinin olan ilişkileri, yası anlatsa da sonradan geçmişe dönüp anne babasının tanışmalarına ,evliliklerine götürüyor bizi. Ne kadar Shakespeare için nasıl yazmış diye düşünsem de. Burada biz onun büyük bir yazar olduğunu unutuyoruz, bir babanın yasını görüyoruz. Ve en büyük alkış bence Agnes'e ait yazarın büyüklüğünü bilsek de asıl alkış Agnes'in. Anne olarak, kadın olarak, acıyı, yası bize öyle sunmuş ki... Shakespeare'dan çok onun hikâyesine hayran kaldım diyebilirim. Kitabı on günde okuyabildim. Son yaşanılanlar ile birlikte okumak içimden gelmedi. Hikâye de hüzünlü olunca bekleten beklete, yası her yerde hissede hissede okudum. Bittiğinde büyük bir boşluk, büyük bir yıkım. Bu senenin en iyilerinden biriydi
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 01:14
#alıntı 🪻"Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm,varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım,varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçlesip karışıncaya dek bu derin boşluğa, dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok. Yok." #kitapyorumu 🪻"Dokunmadan" fiziksel teması anlatacak gibi dursa da aslında dokunulmamış bir hayatı, dokunulmayan çocukluğu, es geçilen yolları, bilip görüp de suskun kaldıklarımızı anlatıyor. Adalet küçükken yaptığı bir hatayı, hastane odasında gözlerini açtığında doktorun ölmeyeceksin dediği anda hatırlıyor, peşinden gidiyor pişmanlığının. 🪻Giderken bizleri de çıkarıyor o yolculuğa içsel hesaplaşmalarına, çocukluk travmalarına, herkese konuşurken kendine sustuklarına. Adalet'in bir de hobisi var; dikkatini çeken üçüncü sayfa haberlerini kesip defterine yapıştırıyor, sonunda kendisinin de bir haber başlığı olacağından habersiz. Kitabın adı "Dokunmadan" olsa da bana çok dokundu. Beklemediğim bir son ile son buldu. Dün gece bitirdiğimde elimde kitapla öylece kalakaldım. Bu kitabı okuma grubumuzla okuduk. İyi ki de okumuşum. Yazarın üslubuna, anlatımına da bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Öyle güzel, öyle içine alan cinsten ki... Çok fazla alıntı aldığım bir kitap oldu. Yazarın diğer kitaplarını da merak ediyorum. Hatta okuyan arkadaşlarım varsa eklemem gereken kitaplarını yoruma yazmanızı rica ederim. Dokunmadan Nermin Yıldırım
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,6bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 03:01
"Sessizce yürüdü, yerdeki solgun bir karanfilin yanına gelince durdu. Eğilip ayaklarının dibindeki karanfili aldı ,yüreği paramparça oldu. Burası bir zamanlar kokulu kadife güllerin, akşamsefalarının ve kırmızı karanfillerin açtığı bir yerdi." "İnsanlar bu dünyaya başlarına gelebilecek şeyleri yaşamak için geliyor. Nerede olursan ol,her şey gelebilir başına." "Vatana gözünü dikmişse hain,savaşmak gerekir. Çünkü vatan olmazsa can da olmaz,din de..." #kitapyorumu Solgun Karanfil, 1942'li yılları yani İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler'in Polonya'yı işgale başladığı gibi Yugoslavya'da da yapmış olduğu katliamları,savaşları, işkenceleri anlatıyor. Yazar, öyle güzel işlemiş ki tarihi bilgisi yüksek bir eser. Ve savaşlar yaşanırken aynı zamanda Fikret ile Aferdita'nın da aşkına tanıklık ediyoruz. Bu aşk çok güzel bir şekilde verilmiş tarih bilgisinin önüne geçmeden. Yaşanan zulümler yıllar geçse de katlanarak devam ediyor. Ve yaşayanlar hâlâ neden yaşatıyor acıları katlatarak inanın ,bilmiyorum. Kitap da beni en çok etkileyen bölüm ;Alman askerlerinin esir kampındaki çocuklara şeker dağıtıp ardından onları gazla dolu bir araca bindirip katletmeleriydi. Kitap zaten kusursuz bir şekilde akıyor elinizde. Okudukça okumak istiyorsunuz. Yazar bunu çok güzel yapıyor. İyi ki okudum diyorum. Ve iyi ki varsınız. @sinanakyüz başka eserlerinizde görüşmek dileğiyle. Kaleminize sağlık. Solgun Karanfil Sinan Akyüz
Solgun KaranfilSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20182,659 okunma