Biliyorum sizi. Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. Büyüklerinden korkarsınız. Akşamları elinizde paketlerle dönersiniz. Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok. Neden ben de sizin gibi olamıyorum? Bir ben miyim düşünen? Bir ben miyim yalnız?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Simit yiyerek yürüyor. Tek tük geçenler dönüp ona bakıyorlar. "Kılığı düzgün bir adamın sokakta simit yemesi yasaktır. Bütün yasaklar gibi bunun da kaçamak bir yolu yok mu? Simidi kır, cebine sok. Tek elinle bir lokma koparıp, kimseye sezdirmeden ağzına at. Ama, ben dişlerim sağlamken ısıracağım."
"Şimdi uykuda çaresiz görünen genç ve kuvvetli beden, onda acıma duyguları ve koruma isteği uyandırdı. Ama fındık ağacının altında ardıçkuşu öterken hissettiği başıboş yumuşaklık tam olarak geri gelmemişti. Tulumunu kızın üzerinden çekip pürüzsüz beyaz tenini inceledi. Eski günlerde olsaydı, diye düşündü, bir erkek bir kadının bedenine bakınca onun arzulanabilir olduğunu düşünürdü ve hikâye burada biterdi. Hiçbir duygu saf değildi, çünkü herşeye korku ve nefret karışmış durumdaydı. Kucaklaşmaları bir savaştı, orgazmları ise zaferdi. Parti'ye indirilmiş bir darbeydi bu. Sevişmek siyasi bir eylemdi."