Hekimlerin söyledikleri gibi; bedenimizde zehirli bir şey varsa, bütün kötü sıvılar sağlıksız noktaya akacaktır. Yönetim için de aynı şey geçerlidir. Aslında biliriz, bir zalim oluşturulur ve bu zalim, devletin kokuşmuş süprüntülerini, şahsi çıkarlarının peşinden koşan, onun bunun malını gasp eden, yağmaya katılmak ve baş zorbanın altında küçük zorbalar olmak için üşüşen hırsızları, işe yaramaz tembelleri etrafına toplar.
Sevginin değeri kabul edilse de iyi amaçlar uğruna şiddete başvurmak düşüncesi doğabilir. Buna katiyen imkan verilmemesi gerekir. Zira insanlar bir mecburiyet uydurup şiddeti savunmaya başlayabilirler.
"İnsanlar hayatın düzenini şiddet aracılığla sürdürmeye öylesine alışmışlar ki şiddet olmadan hayatın sürdürülebileceğini anlamıyorlar. Adaletli bir hayat kurmak için şiddet kullanıyorlarsa, önce adaletin ne olduğunu öğrenmeliler. Eğer bir kesim adaletin ne olduğunu bilebiliyor ve adaletli olabiliyorsa, neden herkes aynı şeyi yapamasın? (Daily Reading, 14 ağustos)
Kilise inancına kurban edilen insanların çoğu, İsa Mesih'in öğretisinin gerçek anlamına dair sadece belirsiz bir inanç tarzına sahiptir. Eski Tanrılarının yerine (Hz.) İsa'ya, Meryem'e, Azizlere tapınırken, kutsal emanetlerin ve ikonaların önünde başlarını eğip selam verirken, mucizelere, vaftiz ayinlere, kurtarılmaya ve kilisenin hiyerarşi yapısının yanılmazlığına inanırken, aslında pagan anlayışı devam ettirilmiş, böylelikle inananlar da tatmin edilmiştir.
İnsana yapılan zulüm sahtekarlığı da beraberinde getirmiştir. Sahtelik, yaşamdaki zulme destek olmuştur. Böylece ikisi, yuvarlanan kartopu gibi hiçbir sınır tanımadan büyümüştür. Ama her şeyin bir sonu vardır.