Yaşamının efendisiydi ve sahip olduğu her güçlü kas ona mutluluk veriyor, onu adeta ölüme meydan okur hale getiriyordu. Yıldızların altında koşarken ve ayaklarının altındaki cansız toprağı hissederken aynı zamanda yaşamın en saf hali onu tüm varoluşuyla adeta içine çekiyordu.
Artık tek bir amaç vardı o da hayatta kalmaktı ve ahlak bu varoluş çabasında yer almıyordu. Oysa Güney'de sevgi ve saygı değerliydi. Kuzeyde ise böyle şeylerden söz etmek bile anlamsızdı. Güçlü olmazsa bu koşullarda yaşayamazdı.