Böylelikle, paranın o muazzam gücünü ilk kez o an -manevi ağırlığıyla Trabb'in çırağının eğilip bükülmesine neden olduğunu gördüğüm o an- deneyimlemiş oldum.
Korkarım ki o an kafamı yukarı kaldırıp baktığım yıldızlar bile tüm yaşamımı aralarında geçirdiğim köye ait nesnelerin üzerinde parıldadıkları için bana zavallı ve iddiasız yıldızlarmış gibi geliyordu.
Dost canlısı, dürüst ve vazifeşinas bir adamın dünya üzerindeki etkisinin ne denli geniş kapsamlı olacağını kestirebilmek mümkün olmasa da böyle bir insanın, bir başka insanın üzerindeki etkisinin ne yönde olacağını şahsen gayet iyi biliyorum; çıraklığım süresince iyiye, güzele dair yaptığım her şey, gösterişsiz ve kanaatkar bir insan olan Joe'nun sayesinde gerçekleşmiştir; devamlı bir arayış halinde, tatminsiz bir insan olan benim sayemde değil.
Böyle bir ortamda nasıl biri haline gelecektim? Karakterim onlardan etkilenmeksizin olduğu gibi kalabilir miydi? Bu puslu, sarı odalardan gün ışığına çıktığımda tıpkı gözlerim gibi düşüncelerimin de kamaşacak olmasında şaşılacak bir şey var mıydı?
Muhtemelen ilk defa bu Yahudiler(Filistinli Yahudiler), açık açık her iki tarafında çıkarını gözetmekten bahsedebiliyorlardı ve kesinlikle ilk defa bu Yahudilerin toplama kamplarındaki Yahudiler arasından "genç Yahudi öncüleri seçmelerine" izin verilmişti. Bu anlaşmanın sonunun nerelere varabileceğini tabii ki bilmiyorlardı, işin aslını daha sonra anlayacaklardı; ama her nasılsa onlar da, mesela "hayatta kalacak Yahudileri seçme meselesiyse", seçme işini Yahudilerin yapması gerektiğine inanıyorlardı. Bu yanlış karar, sonunda seçilmeyen Yahudi çoğunluğun kaçınılmaz olarak iki düşmanla -Nazi yetkililer ve Yahudi yetkililerle- karşı karşıya kalmasına yol açtı.