Nazlıcan Marie Bertrand

Nazlıcan Marie Bertrand
@Putrescine
Per aspera ad astra
Öğrenci
Lise 3. sınıf
11 Ekim
9 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·224 syf.··
2019 40. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2019 19:48
Yeraltı edebiyatı severlerin belki de baş tacı, filmiyle, sisteme ince eleştirisiyle okurlarının gönlüne taht kuran bir başyapıt Dövüş Kulübü. İlk olarak lütfen önce kitabı okuyun sonra dilerseniz filmini izleyin çünkü filmi her ne kadar kitaptaki mesajları daha açıkça verse de kitaptaki birçok bölüme yer vermiyordu. Ve karakterleri de filmdeki oyuncularla özdeşleştirmemek adına önce kitabı okumanızı öneririm. Kitaba dönecek olursak tüm kalbimle belirtebilirim ki okuduğum en iyi yeraltı kitabıydı. Belki bu kitabı bana çok sevdiğim bir insanın vermiş olmasından belki de uzun süredir üzerine düşündüğüm “Kapitalizm” kavramına değiniyor olmasından bilmiyorum ama sevdiğim kitapların arasına usulca yerleşti Dövüş Kulübü. Çağımız her ne kadar gelişmiş - çağ dışı davranışlar hayli fazla ama - olsa da sorgulamaya ve düşünce yetisine yabancılaşmış insanlar; tüketimin, kapitalizmin, marka çılgınlığının, hep daha çok daha yeni sloganlarının, popüler kültürün esiri olmuş durumda. Öyle bir sistem içerisindeyiz ki tüm benliğimizi içine gömdüğümüz ve kendimize mutlu dünyalar yarattığımız sosyal medyalarda gerçeklik algımızı yitirip tamamen sisteme köle olduk. Maddi değerler manevi değerlerimizi öldürme noktasına geldi ve artık öyle bir haldeyiz ki düşünmeden alıyoruz! İhtiyacımız olup olmadığına bakmadan, o ürünün nasıl imal edindiğini öğrenmeden, zaruri ihtiyaçlarını karşılayamayan insanlar varken böyle çılgınca tüketmenin adil olmadığını düşünmeden TÜKETİYORUZ! Ve üzülerek söylüyorum ki pişman da değiliz... İşte Dövüş Kulübü tam da bunu eleştiriyor. Her gün sabah 8 akşam 5 mutsuz işlerimizde çalışıp ve hep daha çok kazanmak için daha çok çalışıp, kazandıklarımızla da sahip olduğumuz “şey”lerin daha yenisini alarak ömürlerimizi nasıl harcadığımızı
Edebiyat
Dövüş KulübüChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 202011,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·93 syf.··
2019 39. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2019 20:41
Murat Uyurkulak hakkında bu kadar erken konuşmak istemiyordum aslında çünkü hali hazırda 2 romanını okuduktan ve beni mest eden Tol romanının da bir kez daha tadına vardıktan sonra hayranlıklarımı sunmak istiyordum lakin Bazuka’yı okuduktan sonra geç kalmadan yorumlamak istedim. İlk olarak Uyurkulak’ın roman yazmak kadar öykü yazmakta da başarılı olduğunu ve romanlarında da sıklıkla karşılaştığımız ince eleştiriler ve üstü kapalı yorumların öykülerinde de sıkça mevcut olduğunu görüyoruz. Bazuka kitabı 10 dile çevrilmiş hikayelerinden oluşuyor. Reha Mağden’den oldukça etkilenen Murat Uyurkulak’ın kitaba da adını veren “Bazuka” simgesi Reha Mağden’in “Yazgıların tableti” adlı kitabının kapağında da mevcuttu. Henüz mevzu bahis kitabı okumamış olsam da kitaba ve Reha Mağden’e açık hayranlık bildiren göndermeleri gözümden kaçmadı. Bu kadar detayı geride bırakacak olursak ben elime aldığım gibi bitirdim ve neredeyse her öykünün sonunda ince bir tebessüm buldum yanağımda. Murat Menteş’ten sonra başka bir türk yazarın diline ve ince göndermelerine hayran kaldım ve okumadığım diğer kitaplarını da alıp hemencecik okumak arzusuna kapıldım. Ayrıca bu erken eleştiri için de özürlerimi sunarım. Velhasıl kanımca belki uzun belki kısa bir süre sonra Murat Uyurkulak ve kitapları hakkında daha detaylı ve fikirlerimin yerli yerine oturduğu bir incelemeyle karşınıza çıkacağım. Ama en içten önerim Murat Uyurkulak okuyunuz... Bazuka Murat Uyurkulak
Edebiyat
BazukaMurat Uyurkulak · April Yayıncılık · 20181,125 okunma
Puan vermedi·316 syf.··
2019 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2019 23:33
İşçi sınıfının yüzyıllardır süregelen ve hâlâ da devam eden haklı kavgası... Bitmeyen ekmek, emek kavgası... Steinbeck bu romanında bize insanlığın bitmeyen kavgasını tüm dürüstlüğü ve tüm çarpıcılığıyla sunuyor. Eser, kötü koşullarda az ücretle çok çalışmak zorunda kalan elma işçilerinin haklarını aramak için giriştikleri örgütlenmeyi konu alıyor. Tek silahı elleri olan örgütlü insan topluluğunun; devlete, düzene, kapitalizme, topluma, sınıf ayrımcılığına karşı yegâne silahı isyandır. Ve kitap bize bu isyanı tüm yalınlığıyla sunuyor. Kitapta bizi aklımızdan ve kalbimizden vuran birçok konu ele alınmış Steinbeck'in cesur kaleminden. İlk olarak öfkesi isyana dönüşen işçi sınıfının ya da tüm düzeni sorgulayanların birleşince nasıl bir canavara dönüşüp engel tanımadıkları müthiş çözümlenmiş. Ayrıca kitaptaki Dr. Burton karakterinin devrime bakışı, burjuva kesimi devrimcilerin düşünce yapısını özütlüyordu (bence). Ben bu kısımları okurken Lenin'in devrimci görüşlerini sezdim. Ah bir de şu paragraf var; "Senin sorunun doktor, komünist olamayacak kadar aşırı solda olman." Ve bir de günümüz sisteminde devrim mücadelesinin hastalıklı yönlerini "parti" üzeinden anlatıyordu yazar. Hiç bitmeyecek devrim kavgası Steinbeck'in etkili kalemiyle bizi derinden sarsıyordu yani. Ne kadar komünist ne kadar devrimcisiniz bilmem. Kimsiniz nasıl düşünürsünüz ya da her ne ise işte bilmiyorum. Sadece çok okuyun ve devrimle kalın.....
Edebiyat
Bitmeyen KavgaJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 20167,7bin okunma