0 1948 Temmuz'unun sabahı Kudüs'e inen barış geçici olacak, sehir bölünmüş kalacaktı. İki çarpışma daha geçecek -biri Negev'de, öteki Galilèe'de- ve ancak 1949 yılının başında Birleşmiş Milletler Mısır, Lübnan, Ürdün ve Suriye'nin İsrail'le bir ateşkes anlaşması imzalama-larını sağlayacaktı. Bu anlaşmalar çarpışmaları durdursa bile, savas du-rumuna son vermedi. Arap devletleri inat ve kararlılıkla, kabul etmeyi ve tanımayı reddettikleri devleti yok edeceklerini açıkladılar.
Yine de, İsraillilerin "Bağımsızlık Savaşımız" diye adlandırdıkları bu ihtilaf sona erdi. Genç ulus yaşama hakkını pahalı ödedi. Savaşlar sıra-sında halkından alt bin kişi kadar öldü. Genel nüfusa oranla bu kayıp, Fransa'nın bütün İkinci Dünya Savaşı boyunca verdiği kayıptan fazlaydı. İsrailliler, Filistin'in paylaştırma planıyla Arap devletine bırakılan bin üç kilometre karelik bir toprağın ve yüz on iki köyün sahibi oluyorlardı.
Araplar ise sadece, Yahudi devletine ait olan üç yüz elli kilometre kare toprakla on beş köy elde etmiş bulunuyorlardı.
Sevgili anneciğim ve babacığım,
Benden gelebilecek bütün haberleri dilediğim serinkanlılıkla kabul-lenmenizi rica etmek üzere size yazıyorum. Zor bir savaş sürdürüyo-ruz. Cehennemi tanidım, ama savaşın sonunda umutlarımızın ger-çekleşeceğini göreceğimizden emin olduğum için bu zahmete değiyor. Hayatımı doludizgin yaşadım, burada, topraklarımız üzerinde yaşa-mak bana çok tatlı geldi.
Yakında bir gün hepinizin buraya geleceğinizi ve mücadelemi zin ürünlerini tadacağınızı umuyorum. Mutlu olun ve beni sadece sevinçle hatırlayın.
Şalom Esther
Koşan, düşen, haykıran insanların gözleri
Bağıran, terleyen kanı akan insanların gözleri,
Kan çanağına dönen yaralların gözleri,
Ölmek üzere olanlarla ölenlerin gözleri.