Bazen bir kasvet bastırır, ne bir musibetten dolayı ne de birtakım gelecek endişelerinden... Kontrolsüz bir iç yanmasına dönüşerek insanı arındırmaya başlar.
...Gitgide ağırlaşan o düşünceler; bazen kaderden bir imtihan olsun diye, bazen günahlara kefaret olsun diye, ruhu yüceltsin diye, nefsi arındırsın diye, belki ilerideki bir kısım musibetlerin manevi acılarını önceden azaltsın diye, gelecekteki o hadiselerin içinden tam bir sakinlik ve mutlulukla geçilsin diye veya daha başka pek çok nedenden ötürü gelir. Her ne sebeple olursa olsun, geleceği zaman mutlaka gelir, yapacağını da kesinkes yapar.
Kul, musibetlerden sızlanır, feryat eder. Başına gelenlerden ötürü Cenab-ı Hakka pek çok şikâyette bulunur. Cenab-ı Hak da buyurur ki: 'Meşakkatler, hastalıklar, musibetler, zahmetler nihayetinde seni bana yalvarıp yakaran bir kul vaziyetine getirdi. Seni dünya gafletinden uyandırdı. Doğru yola sevk etti. Sen musibetlerden değil de asıl, bize gelenin yolunu kesen, seni bizim kapımızdan uzaklaştıran nimetlerden ve insanlardan şikâyet et... Feryadını onlardan yap.
"Bir zamanlar bir vaiz vardı. Vaaz vermek için kürsüye çıktığında nerede kötü insan varsa onları birer birer sayar ve onlar için dua ederdi. Elini duaya kaldırıp derdi ki: "Ey Rabbim, kötülere merhamet et, onlara acı, onların yardımcısı ve yol göstereni ol!"
Cemaati bir gün ona dedi ki, Senin bu ettiğin dualar olur şey değildir. Kötülere, sapkınlara, zalimlere hayır duası etmek nerede görülmüş? Bu yaptığın büyük bir yanlıştır.
Vaiz onlara dedi ki: 'Ben onlardan pek çok iyilik gördüğüm için haklarında hayır duada bulunmayı alışkanlık edinmişimdir. Bu, vefanın gereğidir. Onlar bana karşı o kadar kötülük işlediler, bana öyle zulüm ve cefalar ettiler ki sonunda beni şerlerden kurtarıp büyük hayırlara ulaştırdılar.
Cemaat, işin hikmetini anlamadığı için vaiz anlatmaya devam etti: 'Ben ne vakit dünya işlerine yöneldimse, dünyaya gönülden bağlandımsa onlardan pek çok eziyetlere uğradım, büyük yaralar aldım. Onlardan gördüğüm cefalardan, uğradığım hakaretlerden sonra Allaha içten içe yalvarmayı, O'na gönülden sığınmayı öğrendim. O kurt gibi zalimler bir müddet sonra beni doğru yola, Hakk'ın yoluna getirdiler. Benim doğru yolu bulmama sebep oldukları için, hayır duasını da hak ettiler. Haklarında hayır duasında bulunmak böylece benim boynumun borcu olmuştur."
Yastığım seccade olsun, uykum namaz kılsın, soluğum zikir çeksin Allah'ım.
Ayağımdan başıma,doğduğumdan bu yaşıma bütün günahlarıma tövbe yâ Rabbi!
Öleceğime bütün kalbimle inanıyorum, Azrail'i karşıma güler yüzle çıkar yâ Rabbi!
Gözümün ışığını, beynimin dimağını, elimin, kolumun, ayaklarımın direncini elimden alma yâ Rabbi!
Bakışım ibâdet, sükûtum tefekkür olsun. Konuşmam zikir yapsın.
Göz açıp kapayıncaya kadar bizi nefsin elinde bırakma yâ Rabbi!
Her nefeste dilimi zikirden, kalbimi şükürden, beynimi fikirden ayırma yâ Rabbi!
Aileme kötülük yapmak isteyenlere mani ol Allah'ım.
Günahlarını affettiğin sıddıklardan eyle bizi.
Defterimin kapanmayacağı hayırlar yapmayı nasip et.
Naim cennetinin vârislerinden eyle.
Annemi ve babamı affet.
Kabirde yüzümü kara çıkarma yâ Rabbi!
İçtiğimiz bu dünyada "Zemzem", öbür dünyada "Kevser" olsun.
Geçtiğimiz bu dünyada "doğru yol", öbür dünyada "Sırat" olsun.
Girdiğimiz bu dünyada Mekke Medine,
öbür dünyada "Cennetü'l âla" olsun.
Gördüğümüz bu dünyada Beytullah, Ravza-i Mutahhara,Arafat olsun; öbür dünyada "Cemalullah" olsun.
Azığımız takva, sofralarımız ilim sofrası olsun
Dostlarımız bu dünyada Hak dostları, öbür dünyada Peygamberler Ordusu olsun.
Lâ ilâhe illâllah. Kalbimizi karartma, rızkımızı daraltma!
Lâ ilâhe illâllah. Bizi imansız bırakma, kabirde bizi bunaltma!
Kendi kapından başka kapı aratma.
Kendine kul, Habibine ümmet olmaktan bizi bir an bile ayırma.
Hesapsız sabır, azapsız kabir ver bizlere Allah'ım.
Amin.