İzmirde yasadigim ve sadece kendimden sorumlu oldugum o hayattan, iki sene sonra İstanbulda yasadigim ve zibilyon tane insandan sorumlu oldugumu hissettigim bu hayat..Bir sürü saglik sorunlari, evlilige alismacalar, aile ici bir suru agir saglik sorunlari, asla yogunlugu azalmayan is hayati, temizlendikce dagilan evler, yaptikca yenen yemekler...Camasirlari yikiyorsun camasir sepetinde sanki camasirlar ürüyor, hep camasir yikiyorsun.Keza bulasik da öyle..Neyse efendim bu iki sene asiri yogun ve surekli birileri icin bir seyler yapmak zorunda oldugum hayatimda, son bir haftadir kendim icin yuruyusler yapiyorum ve bayagidir ihmal ettigim gibi kitaplarimi okuyorum.Kendimle ilgilendikce kabuslarim azaliyor sanki.Bazen aynada gordugum insani taniyamiyorum, ne kadar cok degismisim diyorum.Eskiden sabah erken uyanmaktan nefret ettigimi zannederdim, fakat ameliyatli oldugum icin raporlu oldugum bu haftalarda sabahin köründe kalkmak bayagi guzel hissettiriyor.Cunku bir mecburiyet gunune uyanmiyorsun.Calisma hayati cidden insanin iligini kemigini somuruyor.Gelgelelim, ben iki sene sonra ilk defa kendimle denk geliyor gibi hissediyor, kendimle hasret gideriyorum.Beni hayatin zorunlu kosturmacasindan dolayi ve mecburiyetlerinden dolayi hep kendini ihmal etmek zorunda kalan kadinlar en iyi anlar 🌸