"Bu sabah işe koşarak gidelim," diye seslendi Calvin, Altı Buçuk'a. Aslında koşu havasında değildi ama bu sayede eve tek arabayla, hep beraber dönebilirlerdi. Benzinden tasarruf etmek istediğinden değil, Elizabeth'in arabada tek başına eve dönmesi fikrine dayanamadığından. Etrafta ağaçlar vardı. Ve trenler.
"Kadınlardan, evlendiklerinde eski adlarını kullanılmış arabalar gibi değiştirmelerinin, soyadlarını, hatta bazen önadlarını bile kaybetmelerinin beklenmesini asla anlayamıyorum. Bayan John Adams! Bayan Abe Lincoln! Sanki eski kimlikleri, gerçek insanlara dönüşmeden önceki yirmi küsür sene boyunca geçerli ikamelerden ibaretmiş gibi. Bayan Peter Dickman. Müebbet hapis cezası bu."
"Bunca işin arasında nasıl yetişebiliyorsunuz, Filip Filipoviç?" diye saygıyla sordu doktor.
"Acele etmeyen her yere yetişir," dedi ev sahibi öğretmen edasıyla. "Asıl işimle uğraşmak yerine toplantıdan toplantıya koşmaya ve tüm gün bülbül misali şarkı söylemeye başlasaydım, hiçbir yere yetişemezdim elbette."
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Canlılar söz konusuysa terörle bir yere varılmaz. Hangi gelişmişlik seviyesinde olurlarsa olsun. Her zaman bunu iddia ettim, ediyorum ve edeceğim. Terörden boşuna medet umuyor onlar. Hayır efendim, hiç faydası olmaz. İster beyaz, ister kızıl, isterse de kahverengi! Terör sinir sistemini tamamıyla felç eder."
Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu