"Tabiidir ki, sen ölülere katiyen işittiremezsin, dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın." (Rum 30/52)
Yani sen ey mesajlar dağıtan, ey özgürlük veren, ey bu iki gücün arasında kalmış şu fakir, zelil ve milleti harekete geçirmek isteyen Muhammed (s) onları harekete geçirebilirsin, zilletten kurtarıp hiç verebilirsin, doğunun ve batının esaretinden kurtarıp, onları doğunun ve batının alınyazısını belirleyen kimseler yapabilirsin, onları gelecekten ümitlendirebilirsin; ama bir ölüye sözünü anlatamazsın. Bir cenazeye, bir heykele dönüşmüş, boş ve özsüz bırakılmış, murdarlaştırılmış ruhu, hayatı hareketi ve baharın şirasını özünden çıkaran, artık asla sözünü anlamayan o kimseye bir şey anlatamazsın. iftira atar, milleti ümitsiz ümitsizleştir. Sen apaçık belgeler dersin, deliller dersin, belge gösterirsin ama o yine de bağnazlığının arkasında gider. Donmuştur, kine, bencillige, dar görüşluluge yakalanmıştır, ölmüştür, ölüden daha beterdir. Senden sırt çeviren, senden kaçan sağır birinin kulağına çağrını ulaştıramazsin.