Rahim Han, Kuzey İttifakı 1992-1996 yılları arasında Kabil'i ele geçirince, farklı hiziplerin kentin farklı bölümlerine el koyduğunu anlattı. "Şar-u Nau'dan bir halı almak için Kerteh Parwan'a gitmeye kalkıştığında, bir keskin nişancı tarafından vurulma ya da bir roket tarafından havaya uçurulma tehlikesini göze alman gerekiyordu-bütün o kontrol noktalarını geçmeyi becerebilirsen, elbette. Bir mahalleden ötekine gidebilmek için, ciddi ciddi vize almak zorundaydın. Bunun üzerine kimse evinden çıkmaz oldu; bir roketin evlerine isabet etmemesi için dua etmeye başladı." İnsanların evlerinin duvarlarına delik açtığını,tehlikeli sokaklardan uzak kalabilmek için, bu delikler sayesinde evden eve geçtiklerini, böylece sokağın sonuna kadar gidebildiklerini anlattı.
Gereksiz konuşmayı bırakmak anlamına gelen "sükut" aklı geliştirir; sahibine takvayı elde ettirir. Muaz b. Cebel (r.a) demiştir ki: "Bir gün Efendimize (sav) 'Ya Rasulallah! Dilimizin konuştuklarıyla heaaba çekilecek miyiz?' diye sordum. Allah Rasulü (sav) 'Hayret sana ya Muaz! İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen, dilleriyle kazandıklarından başkası mıdır? Şüphesiz, sükut edersen selamet bulursun, konuştuğun zaman ise ya lehinedir ya da aleyhine' buyurdu."
(Tirmizi, İman,8)