Mezarlar, bana yeniden, değişmez bir sonucu hatırlattı: Her şeyin var gücüyle toprağa koşuşu. Bir kat taş, bir kat toprak, bir kat İNSAN, bir kat taş, bir kat toprak: İşte mezarlık. Ama, bütün canlılar gibi, otlar, böcekler, ağaçlar gibi, taşlar gibi, insan da toprak'ın içinde yitecekti. Bir kesin, bir mutlak geçitti Toprak. Sonra yeniden can. Başka bir can. Yeniden bir başka böcek, bir başka çiçek, bir başka ağaç.