Tarık Tufanın son kitabını çıkar çıkmaz okumak istiyordum ama anca nasip oldu. Bu kitap hakkında ne düşünmem gerektiğini pek bilmiyorum. Tek bildiğim Tarık Tufanın yine beni hayalkırıklığına uğratmamış ve beklediğime değmiş olması. Şöyle ki kitabı bitirdikten sonra İshak ve Jülide’yi özledim ve onlara veda etmek istemedim. Okurken ilk kez ‘kaç sayfa kaldı’ diye bakmadığım ve bitirmek istemediğim bir kitaptı. Dahası da bana önyargılarımın biraz olsun farkında varmayı ve sabretmeyi öğretti. Okurken de bir yandan her şeye hazırlıklıydım çünkü Tarık Tufanın klişelere düşmeyeceğini biliyordum. Belki de bu yüzden de biraz ne düşünmem gerektiğini bilmiyorumdur. Düşerken kitabını bir kaç yıl sonra okusam bazı düşüncelerimin değişeceğinden eminim. Tarık Tufanın bir kitabını bile okumuş, beğenmiş olanlar bu kitabı da beğeneceklerini düşünüyorum.
DüşerkenTarık Tufan · Profil Kitap Yayınları · 20188,5bin okunma
Potterhead olarak sadece Harry Potter-serisinin kitaplariyla yetinemedim ve Lanetli Çocuk’u da okudum. Çok sevdiğim karakterlerin bazılarını tekrar okumak, sanki özlediğim bir dosta kavuşmak gibiydi (her ne kadar bu kavuşma kısa sürmüş olsa da). Harry Potter’ı özleyenler için güzel bir kitap. Diğerlerinden farklı olarak bu kitap Lanetli çocuğun tiyatrosunun senaryosu. Bu nedenden de dolayı belki en sevdiğiniz Harry Potter-kitabı olmayabilir ama bir nebze de olsun özleminizi dindirecek bir kitap.
Kitap farklı bir şekilde yaşamlarının bazı kısımlarına şahit olduğumuz Setterhan ve Zehra’nın hayatlarını konu alıyor. Trabzonu, Tebrizi, ve nice şehirleri Balkan savaşı yıllarında tanımamıza katkı sağlayan bu roman, Nazan Bekiroğlunun şimdiye kadar okuduğum en güzel kitabıydı. Öyleki hiçbir zaman unutamayacağım kadar güzel sahneler ve insanlar barındırıyor bu kitap içinde.
Kitabımın içi altı çizilmiş, kenara köşeye bi kaç satır karaladığım cümlelerle dolu. İlk kez bir kitapla dertleşebileceğimi hissettim çünkü Nar Ağacı sayesinde... Kitabım akışı ve sonu hem istediğim gibiydi hemde istemediğim gibi. Ben bir kaç karaktere bu kadar bağlanmışken, kitabın sonunu bu kadar sevdirmek gerçekten usta bir yazarın işidir. Bu yazar da Nazan Bekiroğludan başkası değil. Yazarın diğer kitapları gibi başlayabilmekte biraz zorluk çektim, başlamaktan ürktüm. Ama başladıktan sonra (bütün okuduğum kitapları için de geçerli) kitaba aşık oldum.
Not: Spoiler vermeden bu kadar yorumlayabildim, okuyanlar varsa belki yukarıda ki ‘bir kaç karaktere bu kadar bağlanmak’la neyi kastettiğimi anlamıştır.
Bana göre incir kuşları ruha dokunan ve herkesin bir şans vermesi gerektiğine inandığım bir kitap.
Kitab bir konservatuar ögrencisi Boşnak bir kızı ve ona aşık olan, biri Müslüman Boşnak diğeri Hıristiyan Sırp iki genci konu alıyor. Suada’nın savaşın ortasında bizi duygulandıran hayat mücadalesinin okuyoruz.
İncir kuşları insanı derinden etkileyen, duygusal bir kitap. Öyle ki kitabın etkisinden kolay kolay kurtulamıyorsunuz. Okuyanlar bilir, kitap bitince çok garip bir ruh halı sarıyor insanı, nasıl hissetmesi gerektiğini bilemiyor bir müddet. Üstelik kitabın tamamen gerçek yaşanmışlıklara dayanması iyice çıkmaza sürüklüyor duygularımızı.
İncir kuşları çok akıcı, kendini okutan bir kitaptı. Bazı anlarda içli içli ağlama isteği uyandıran, ‘Insanlar bunu gerçekten yaşamış mı? Nasıl dayanmışlar?’ diye düşündüren bir kitaptı.