Hiç kimse bir başkasının yürüdüğü yolda ne kadar ilerlemiş olduğunun göremez,haydutların ve zar atıp kumar oynayanların içinde bekleyen bir Buddha, Brahmanların içinde bekleyen bir haydut vardır.
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve şunları söyleyebilirim ki; dil biraz ağır olay örgüsü karmaşık ve bi o kadar da bağlantılı. Karakterler oldukça bol, öykü metaforlarla harmanlı, kitap edebiyat, tarih ve felsefe çeşnili. Kitap kafa karıştırıyor gibi olup kitap sizi içine çekerek okumayı sürdürüyorsunuz. Kitabın tarihsel harmanı sizi Osmanlıdaki İstanbul sokaklarında yolculuğa çıkartıyor.
Okudukça neyin gerçek neyin düş olduğunu sorguladığım ve kitap bitiminde de düşlüyorsam o halde varım dediğim bir son oldu…
• Yürümeyi öğrendiğim günden beri kendimi koşmaya itiyorum. Uçmayı öğrendim ve o günden beri bir noktadan hareket edebilmek için itilmeyi beklemiyorum.
•Ama bu benim öğretim; bir gün uçmayı öğrenmek isteyen herkes önce ayakta durmayı, yürümeyi, koşmayı,tırmanmayı ve dans etmeyi öğrenmelidir… İnsan bir anda uçarak her şeye başlayamaz!
• Uçmayı öğretemediğiniz kişilere, öğretmeniz gereken şey… Daha hızlı düşmektir!