RaindeLion

Ama gelin görün ki, bize insan doğası üzerine, akıl almaz nutuklar atıyorlar. Her gün, gerçekliği altüst ederek, karanlık yayarak, “insan doğası”nın ne kadar insandışı olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. İşte bu nedenle, modern kapitalist dünyanın işini düzgünce yapmaya çalışan psikologları beni affetsin, bu psikologlar, insanı, bir insan toplumunun içinde ele alamıyor, onu her şeyden bağımsız, tek başına, öncesiz ve sonrasız, tarihsiz ve mekânsız bir varlık olarak ele alıyorlar. Bilime karşı tutumdur bu. Tüm burada, insan denilen varlıktan eser kalıyor mu? İnsan doğası, acaba, insana ait olan, insani dediğimiz hiçbir şeyi içermiyor mu? Yoksa meta toplumu, tüketim toplumu, insana ait ne varsa, insan doğasından söküp aldı ve yerine, metaya ait ne varsa, onları mı koydu, doldurdu?
Sayfa 18·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tüm maddi avantajlarına rağmen, yerleşik yaşam bizi stresli ve doyumsuz bireyler haline getirdi, köy ve şehirlerde süregelen yaşamımızda 400 nesil sonra bile unutmadığımız bir şey var: Öylece uzayıp giden bir yol usulca, neredeyse unutulmuş bir çocukluk şarkısı gibi bize sesleniyor hâlâ.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Ne harika bir iş birliği düzeni; bitkiler ve hayvanlar birbirlerinin nefeslerini teneffüs ediyor, gezegen çapında bir tür karşılıklı suni teneffüs oluyor ve 150 milyon kilometre uzaktaki bir yıldızdan gücünü alan bu mükemmel döngü gerçekleşiyor.
Sayfa 59·Kitabı okudu
“Ben acı severim” diyen bir insanın aslında acı yemekten gerçekten zevk alan bir insan olduğunu görüyoruz. Fakat bu çok ilginç çünkü aslında hiçbir bebek acı yemekten zevk alarak doğmuyor. Yani aslında herhangi bir insanın acı yemesi, mesela eline diken batırması gibi, kalıcı zararları olmayan ama acı veren, o yüzden davranış olarak kaçındığımız bir şey. Fakat şöyle bir özelliğimiz var: Acı yemek yiyen kültürlere doğan bebekler, büyümeleri süresince eğer yeterince acı yemeğe maruz kalırlarsa, zamanla acıdan zevk almayı öğreniyorlar. Bir çeşit mazoşizm geliştiriyor yani müşteri. İnsanın ödül düzeneği, acı yedikten sonra sağlıklı bir doygunluğa ulaştığı için acıdan kaçmaktansa artık acıyı sevmeye, hatta aramaya başlıyor.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Kafka'ya bile mektup insanlık dışı bir iletişim aracı olarak görünüyordu. Dünyaya korkunç bir ruhsal karmaşa getirmişti. Milena'ya bir mektubunda şöyle yazar: “İnsanların mektup yoluyla birbirleriyle ilişki kurabilecekleri düşüncesi nereden çıkmış, ki! Uzaktaki bir insanı düşünebilir ve yakındaki bir insana elimizle dokunabiliriz, geri kalan her şey insanlığın gücünün ötesindedir.” Mektup, Kafka'ya göre, hayaletlerle ilişkilidir. Yazıya dökülen öpücükler gidecekleri yere ulaşamaz. Yolda hayaletlere yakalanır ve onlar tarafından içilip bitirilirler.
Sayfa 65·Kitabı okudu