Rems

Rems
“Biraz Daha Işık” Prost'unbeşçayı. -Onlara bakmayı zannederken, röntgenlerini çekiyordum-
Konuşma ihtiyacı yalnız işitmeyi değil, görmeyi de engeller; bu durumda, fiziksel ortamla ilgili hiçbir tasvirin bulunmaması, zaten ruhsal bir durumun tasviridir.
Sayfa 1503·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Böylece belleğimin boşluklarını yavaş yavaş dolduran isimler birbirine göre bir düzene girip birleşiyor, birbirleriyle giderek daha fazla ilişki kuruyor, bu bakımdan da, diğerlerinden tamamen ayrı tek bir fırça darbesinin bulunmadığı, her bölümün varoluşunu diğer bölümlere dayandırdığı ve onların varoluşuna sebep olduğu mükemmel sanat eserlerini taklit ediyorlardı.
Geçmiş yılları tekrar yaşarken, kesintisiz bir süreklilik içinde, gün be gün değil de, bir sabah veya akşam vaktinin serinliğinde ya da güneşinde donup kalmış kapalı, kıpırtısız, değişmez kayıp, her şeyden Uzak bir yerin gölgesi altındaki anısında yaşadığımız için midir ki, yalnızca dışımızda değil, rüyalarımızda ve gelişen kişiliğimizde de aşamalandırılmış olan bizi hayatımız boyunca, yavaş yavaş, bir zamandan çok farklı bir diğerine yönelten değişiklikler ortadan kalkıverir? Farklı bir yıldan alınmış bir başka anıyı tekrar yaşadığımızda, boşluklar dev unutuluş yüzeyleri sayesinde, iki anı arasında adeta yükseklik farkından kaynaklanan bir uçurum, solunan havayla çevre renklendirilmesinin karıştırılması mümkün olmayan nitelikleri arasında bağdaşmazlığı buluruz.
Proust beni sarhoş ediyor.
Beni üzen şey, hemen hemen bütün evlerde mutsuz insanların yaşadığını görmekti. Birinde bir kadın, kocası kendisini aldattığı için sürekli ağlıyordu. Bir diğerinde durum tam tersine idi. Bir başka evde, ayyaşoğlu'ndan öldüresiye dayak yiyen çalışkan bir anne, ızdırabını komşulardan gizlemeye çalışıyordu, İnsanlığın yarısı ağlıyordu.
Hayatımız boyunca nesnelere ve insanlara katettirebileceğimiz alanların sayısı pek fazla olmadığına göre de, diğer hepsinin arasından seçtiğimiz bu körpe çehreyi, ta uzaklardaki çerçevesinden çıkarıp bu yeni düzleme taşıdığımda, onun nihayet dudaklar aracılığıyla tanıdığımda, kendi hayatımın bir anlamda tamamlamış sayabilirim belki.