"Pekala, Celeste. O halde söylüyorum. Harika bir haber.
Bu gece, 'son' sözcüğünü yazdım!" Her zamanki gülüşüyle ve o ışıl ışıl bakışlarıyla şöyle ekledi:
"Artık ölebilirim."
Başka bir defa da şöyle anlatmıştı:
"Hayatın gerçekliği hafızadan ve gözlemden geçer; aksi halde hayat avuçlarımızdan akıp gider. Tüm gözlemlerimi ve hafızamdakileri karakterlerime aktarıyorum, böylece gerçek olabiliyorlar. Gerçek olmalarının yolu 'eksiksiz' olmalarından geçiyor. Bu yüzden onların kıyafetlerine kadar detaylara boğulup, gerçek hayattan birçok insanı hafızama aldığım özellikleriyle işliyorum."
"Biliyor musunuz Celeste, eserlerimin edebiyat dünyasında bir katedral niteliği taşımasını istiyorum. Bu yüzden bir türlü bitirmiyorum. İnşası bitse bile her daim bir şeylerle süslenebilmeli; bir vitray, bir sütun başlığı, küçük bir mabet veya köşede küçük bir heykel."
Çok üzgünüm ama bitti.
Yaklaşık bir yıldır beraber yaşadığım karakterlere de veda ettim.
Ama içimde bir proust egemenliği kuruldu. Ona dair ne varsa, onun üzerine ne yazılmamışsa elimden geldikçe hepsini okumaya çalışacağım.
Proust bana çok sey öğretti:
bildiğim ama hiç açmadığım kapıları açmama yardım etti, kendimi izlemeyi, kalbimin derinliklerine inmeyi, ağlamayı ve gülmeyi. yani kısacası sevgiyi ve sevginin büyüyerek yarattığı oluşumların muaazam atmosferini görmemi sağladı.
Proust'un kalemi bana, dünyanın neresinde olursan ol, duygunun asla değişmediği, sadece Kelimelerin değiştiğini öğretti.
Bugün'ün içinde dünün kokusu, yarın da ise bugünün büyüsünü,
En basit eylem yoluyla örneğin;Bir ayakkabı Bağcığından, bir yemeğin tadında veya bir bahar günün oluşturduğu "an" zihninin arka odalarını girip geçmişinden bir görüntü sunabildigini
geçmişin kendini sonsuza dek yaşattığını Doğanın içinde sanat var, bu sanatı benimsediğimde ise içimde eksik kalan binlerce parçann büyüdüğünü
öğretti bana.
Ve anlatarak bitiremeyecegimi bildiğim bir çok şeyi...
Yani İçimin boşluklarında oluşan bir çok "Neden" yaralarını iyileştirdi.
Şiddetle tavsiye ederim,lütfen eseri okuyun
Teşekkür ederim Proust.
"Öldüğüm vakit Küçük Marcel'i hatırlayın, zira bir daha onun gibisini bulamayacaksınız," derdi. -Celestre-