Rems

Rems
“Biraz Daha Işık” Prost'unbeşçayı. -Onlara bakmayı zannederken, röntgenlerini çekiyordum-
Farklı koşularda hep aynı şahsın, ama farklı görünümlerde ve farklı nedenlerle ortaya koyan hayatları boyunca bu insanlar kim bilir kaç kez, tekrar tekrar karşıma çıkmıştı; her birinin yaşantısı benimkiyle o kadar çeşitli noktalarda birleşmişti ki, birbirinden en uzak görünen kişilerin yaşantıları bile, sanki çok farklı desenleri oluşturabilmek için hayatın elinde sınırlı miktarda iplik varmış gibi sonunda birbirine karışmıştı.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Birinin dikkatini bile çekmeyen bir olayı ikincisi hep derin bir pişmanlıkla hatırlayabilir; buna karşılık, ikinci kişinin neredeyse düşünmeden söylediği rastgele bir sözü birinci kişi adeta havada yakalayıp sevimli bir kişilik özelliği olarak kabul eder. Yanlış bir tahminde bulunduğumuzda, yanıldığımızın kanıtlanmamasını tercih etmemiz, bu tahmine ait hatıramızın süresini kısaltır ve çok kısa bir süre sonra, böyle bir tahmin yürütmediğimizi iddia etmemize imkân tanır. Son olarak da, daha derin ve menfaatten uzak bir tercih hafızaları çeşitlendirir, örneğin kendisine hatırlatılan somut olayların neredeyse tamamını unutmuş olan bir şair, kaçak bir izlenimi hatırlar. Bütün bunlardan ötürü, yirmi yıllık bir ayrılıktan sonra, hinç bulmayı beklediğimiz yerde iradedışı, bilinçdışı bir bağışlayıcılık bulur, buna karşılık, (geçmişte bıraktığımız kötü izlenimi unuttuğumuz için) sebe- bini anlayamadığımız nefretlerle karşılaşırız.
Ölümden habersiz, değişen ve kalbimizi yaralayan her şeye karşı kayıtsız, varlığını sürdürecek, isim vakti geldikçe yok olan her bir kadının üzerini, hiç değişmeyen ezeli sükûnetiyle örtecekti. Hiç şüphesiz, tanıdık çehrelerdeki bu fiziksel değişiklik gün be gün gerçekleşen içsel bir değişimin simgesiydi sadece; bu insanlar belki hep aynı şeyleri yapmaya devam etmişler, ama yaptıklarına ve görüştükleri kişilere ilişkin düşünceleri günden güne biraz değiştiğinden, birkaç yılın sonunda, isimleri aynı kalsa da, başka insanları, başka şeyleri sever olmuşlar. kendileri de başka kişilere dönüşmüşlerdi.
Birçok kişinin kendilerini tanımakla kalmayıp, eski hallerini de buluyordum karşımda; örneğin Ski, kurutulmuş bir çiçek veya meyve kadar değişmişti ancak, Sanata ilişkin kuramlarımı doğrulayan şekilsiz bir denemeydi. Yüksek sosyete mensubu oldukları için katiyen sanat meraklısı olmayan, değişmemiş başka kişiler de vardı. Ama yaşlılık onları da olgunlaştırmamıştı, yüzleri ince bir kırışık çemberiyle ve beyaz saçlardan bir takla çevrili de olsa, on sekiz yaşının neşesini koruyan bebeksi yüzlerdi. Bunlar birer ihtiyar değil, aşırı derecede yıpranmış on sekizlik gençlerdi. Hayatın bu izleri kolaylıkla giderilebilirdi; ölümün bu çehreleri gençliklerine kavuşturması, sadece biraz kirlendiği için eskisi gibi parlamayan bir portreyi temizlemekten daha zahmetli olmayacaktı.
Herkes birer kuklaydı, ama onları tanımış olduğum kişilerle özdeşleştirebilmek için, aralarında yer alan ve kendilerine derinlik kazandıran birçok düzlemde yazılı olanları aynı anda okumak, karşımızda Bu yaşlı kuklalar varken zihinsel bir çalışma yapmak gerekiyordu, çünkü hem gözle, hem de hafızayla bakmak şartı; yılların madde dışı renklerine bulanmış bu kuklalar Zaman'ı dile getiriyordu; genelde görünmez olan Zaman, gönüllü kazanmak için bedenlerin peşine düşer ve rastladı her bedeni ele geçirip üzerine sinirli fenerleri oynatır.