Rana ERDEM

Rana ERDEM
´´Kuş ölür sen uçuşu hatırla .´´
35 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
10/10
·138 syf.··
2021 3. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mart 2021 22:53
Evde çok sıkılıyorum, sürekli aynı şeyleri yapmaktan bıktım, ne zamandır çikolata bile yemiyorum, diye saçma bir isyana kalkışmıştım bundan iki-üç sene önce anneme karşı. Annem bana yirmi lira vererek "iyi, hadi git bakkaldan abur cubur al kendine." diyerek en sonunda yakınmalarıma dayanamayarak beni başından savarcasına göndermişti. Evimizin altına yeni bir kırtasiye açılmıştı. Her gün yeni, güzel kitapları diziyorlardı kapının önüne. Önünden her geçişimde yavaşlar ve görüş alanımdan çıkana kadar kitapları incelerdim. Sonunda kitap arzum çikolata isteğimin önüne geçmiş olacak ki kendimi kırtasiyede buluvermiştim. Birçok ergen kız gibi güzel bir aşk romanı alıp sabaha kadar okurum diye düşünüyordum ama hiç hayal ettiğim gibi bir manzarayla karşılaşmamıştım. Beğendiğim kitaplara param yetmiyordu paramın yettiği kitaplarda ilgimi çekmiyordu, hiçbir şey almadan çıkmaya da utanıyordum doğrusu. Sonunda orada çalışan abinin dikkatini de çekmiş olacağım ki aradığım bir kitap olup olmadığını sordu. Özellikle istediğim bir kitap olmadığı için elimdeki parayı göstererek paramın yeteceği bir kitap istediğimi söyledim. Anında bu kitabı tutuşturmuştu elime. Çok sıkıcı bir kapağı vardı ve hiç ilgimi çekmemişti. Artık kitaba nasıl baktıysam abi " beğenmediğim bir kitabı kimseye tavsiye etmem emin ol. Atatürk´ün sevdiği kitaplardan biri üstelik. Al, oku. Eğer beğenmezsen söz paranı geri vereceğim." demişti. Okuduğum bir kitabı geri götürecek değildim fakat o kadar övünce merak etmiştim. Yanında iki kitap daha alıp koşarak eve çıktım. Açtım kitabı birkaç sayfa okudum fakat aklım aşk romanlarındaydı ve okuduğum hiçbir şeye odaklanamamıştım. Aşk romanı olmamasını geçtim roman bile değildi kitap. Kapattım bir hışımla koydum kitaplığımın en ücra köşelerine. Bugün öylesine elime almıştım
1000Kitap
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Dorlion Yayınevi · 2018124,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·412 syf.··
2021 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2021 21:28
Bu kitaba inancıma ters düşen şeyler olduğunu bilerek başladım. Ama bu durum bende herhangi bir önyargı oluşturmadı çünkü başkalarının inançlarını okumanın, dinlemenin bana bir şeyler kattığını düşünüyorum. En azından saygı gibi... Tabi bu kitabı okuyan her meraklı insan gibi bende insanların bu zamana kadar nasıl geldiğini, nasıl bu kadar vahşi ve acımasız olduğunu, neden diğer canlılardan farklı olduğunu bir de Harari´ den okumak istedim. Kitabın ilk bölümünde insanlığın yok ettiği kardeşlerinden bahsediyor. Evet kitaba göre kardeşlerimizin sonu olmuşuz. Yazar bunları evrime inanarak anlatıyor ve kendine sapiens yani "zeki insan" diyen yaratık nereye gitse orada bulunan kardeşlerini yok oluşa sürüklüyor. Bunu duyan kaç "sapiens" şaşırır bilmiyorum. Çünkü asırlardır hayvanların soyunu tüketen, sanki onlar acı çekmeyen herhangi bir varlıkmış gibi sadece ekonomik bir amaç için kullanan ve kendi çıkarları için kimi zaman canlı canlı derilerini yüzen, kimi zaman yavrularından ayıran "sapiens". Çünkü güç için kendi türüne atom bombası atan, para için çocukları bile öldüren bir vahşi bu "sapiens". Tabi sadece "kardeşlerimizden" bahsetmiyor. Ateşin bulunması , evrim... İkinci bölüm Tarım Devrimini özetliyor. Yazar bu bölümde "Tarım Devrimi tarihin en büyük aldatmacasıdır." sözünü güzel bir şekilde anlatmış doğrusu. Yazının bulunmasını, hayvanların evcilleştirilmesini -aslında insanın evcilleştirilmesini-, ırkçılığı, cinsiyetçiliği ve bence insanlığın yavaş yavaş gözü doymayan bir canavara dönüşmesini de bu bölümde anlatıyor. Üçüncü bölüm "İnsanlığın Birleşmesi". Tarımla beraber doyumsuzluğu öğrenen insan dünyayı keşfetmeye başlıyor. Parayı buluşu, o zamana kadar para yerine konulan deniz kabukları , sigaralar vs. İnsanların hayali düzenlerle bir araya
1000Kitap
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,5bin okunma
8/10
·280 syf.··
2020 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2020 15:31
Bu kitap okuduğum ilk yemek kitabı. Öyle çok merak ederek aldığım bir kitapta değildi aslında. Ama kitabın adı öylesine tatlı ki okumak istememek elde değil. DİLİM GÜLÜMSÜYO! Dört yaşında bir çocuğun çikolatalı dondurma yedikten sonra yaptığı bir yorummuş. Bir şairler bir de çocuklar işte... Kitabın içeriğine gelecek olursak geleneksel lezzetler, meyhaneler, balıklar, şaraplar, baharatlar, yeşillikler, meyveler, dondurmalar... Her türlü lezzete yer verilmeye çalışılmış. Hem de öyle `al sana tarif´ diyerek değil. Tarihiyle beraber, hangi ülkede nasıl kullanıldığı ,nasıl adlandırıldığına kadar. Kimi zaman yazarın bir dostuna veda edişi sizi duygulandırıyor, kimi zaman tatlı tatlı yakınmalarını tebessüm ederek okurken , kimi zaman da kızdığı şeye hak vererek derince bir iç geçiriyorsunuz. Çok güzel , sohbet havasında bir kitaptı ancak küçük olmasına rağmen yüzümü buruşturmama sebep olan bir şeyi söylemeden geçmek istemiyorum. Yazarımız sarımsak yerine sarmısak kullanmayı tercih etmiş fakat her seferinde bu yanlış bende düzeltme isteği uyandırdı. Bunu da söylediğime göre bu kitabı gönül rahatlığıyla okumanızı tavsiye ederek ayrılıyorum. İyi okumalar.
1000Kitap
Dilim Gülümsüyo!Hülya Ekşigil · Oğlak Yayıncılık · 20071 okunma
3/10
·416 syf.··
2020 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2020 23:44
Sarai... Ne yalan söyleyeyim bu zamana kadar okuduğum en iyi ,en akıcı, okurken meraktan öldüğüm bir kitap değildi. Birçok şey tahmin edilebilirdi. Kendimi kitabın içerisinde bulamadım bir türlü. Benim için bir kitap ilk cümleden beni içine hapsetmeli, bıraktığım zaman ``acaba nasıl bitecek´´ diye sürekli aklımda dolaşmalı ,özellikle de böyle aksiyon-macera türünde bir kitapsa. Fakat bende böyle duygular uyandırmadığı gibi aşkı da hissedemedim. Kitap akıcı mı? Evet öyle. Sizi düşündürecek , yoracak cümleler yok. Tıpkı sizi sarıp sarmalayacak cümleler olmadığı gibi. Genel olarak aslında kitabın konusu gayet güzel ancak yazar bunu okuyucuya hissettirememiş bence. Bir şeyler sürekli eksik. (SPOİLER) Mesela kitabın başında Sarai´nin dokuz yıldır kaçamadığı yerden bu kadar kolay, üzerinde düşünmeden kaçabilmesi beni olaydan koparttı. Şahsen o bölümü nefesimi tutarak okumak isterdim. Ya da kendi hayatını kurtarmak için ardında bıraktığı arkadaşının yaşaması için kaçtığı yere tekrar dönmeyi göze alıyor. Ama kendi canını feda ettiği arkadaşı öldüğünde göz dolduran tek bir cümle bile yakalayamadım ben. Üstelik çok korkulan Javier kolayca ölüyor ve Sarai sanki arkadaşının ölümünden daha çok üzülüyor hayatının dokuz yılını çalan adama. Victor desen sözde soğukkanlı bir katil fakat ne kızı ne de kardeşini bir türlü öldüremiyor. Okumayanlar `` kardeşini öldürmek o kadar kolay mı ´´ diyebilirler belki ama babasını gözünü kırpmadan öldüren bir adam için zor olmasa gerek sanıyorum. İnşallah giriş kitabı olduğu için bu kadar sakin geçmiştir. Çünkü ikinci ve üçüncü kitabı da aldım ve pişman olmak istemiyorum :( Birazdan ikinci kitaba başlayacağım çünkü olayları unutunca bu kitabı baştan okumam gerekecek ve bunu istediğimden pek emin değilim. Yüksek bir beklentiye sahip olmamakla
Edebiyat
SaraiJ. A. Redmerski · Ephesus Yayınları · 20164,111 okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2017 03:32
Lisede Edebiyat hocamız yirmiye yakın kitap ismi verdi ve birini okuyup özetini çıkartmamızı istedi. Çalıkuşu´nu hiç okumamıştım ve merak ettiğim bir kitaptı. Bir hevesle aldım ama ödev olduğundan mıdır , zorunlu tutulduğu için midir bilmiyorum kitabı ne zaman elime alsam zorla okuyordum. Bir ayda yaklaşık otuz sayfa okuyabildim yalnızca. Ödevin son günü geldiğinde bir çabayla aldım elime . Saat belki 22.00... Söylene söylene ´ bu kitap biter mi ´yakınmalarıyla okumaya başladım. Kitabı bitirdiğimde saat gece üç buçuk dört civarıydı. Ve ağlamaktan ıslanan yüzümde buruk bir tebessüm vardı. Kitabın etkisinden uzun bir süre çıkamadım. Önüme gelen herkese tavsiye ediyor , herkesin bu kitabı okumasını istiyordum. Ben ne zaman üzülsem, çok mutlu olsam , kendimi yalnız hissetsem rastgele bir sayfa açıp okurum. Daha iyisini okuyana kadar 6 ayda bir okuduğum ve en sevdiğim tek kitap bu. Kitabın konusuna gelecek olursak [SPOİLER olabilir . Çünkü kitabı anlatma arzumun önüne hala geçmiş değilim.) kitabın başında kahramanımızın (Feride´nin) çocukluğu anlatılıyor. Kimi zaman hüzünlü , kimi zaman şımarık , afacan bir Feride ile karşılaşıyoruz. Daldan dala gezen , yaşıtlarına huzur vermeyen , etrafındaki herkese kök söktüren ama bir o kadar da kendini sevdiren bir çocuk . Haydut , süslenmeyi , yemek yapmayı bilmeyen küçük Feridemiz ile kız gibi yetişmiş , kibar kuzeni Kamran arasında değişik duygular meydana gelir. Ve bir gün gizemli bir mektupla tüm hayaller yıkılır ve o afacan Feride Anadolu´nun yollarına düşer. Kimi zaman tatlı bir kalfayla kimi zaman torpilci müdürle, kimi zaman numaracı bir muallimeyle, kimi zaman tatlı bir Munise ile kimi zaman da küfürbaz ama merhametli bir doktorla karşılaşarak hayatı öğrenir Feride. Ah gönül ister ki tüm kitabı şuraya yaz içinde kalmasın
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma