Kitap ile ilgili diyebileceğim bir kaç objektif şey; Kitap güzel, bir çok bilgi barındırıyor, amma velakin kitabın bazı yerlerinde kitap, asıl konudan uzaklaşıyor ve bir karmaşıklık yaşayabiliyorsunuz. Bu ufak sorunu göz önüne almazsak, yazarımız bilgileri, fotoğraflar ile de çok güzel süslemiş.
Sizin de benim gibi Coğrafyamızın veyahut dünyamızda yer alan efsanelere ilginiz var ise kesinlikle tavsiye ediyorum.
Aşağıya ise kitabın içinde geçen çok güzel bir cümleyi bırakıyorum:
"Efsane, bir şeyleri gizlemez ya da bir şeylere işaret etmez; efsane ne bir yalandır ne de bir iftiradır: O bir yansımadır."
Derkam'ın köylülerinden edinilen bilgiye göre her yılın Mayıs ayında bu mağara Diyarbakır'ın farklı bölgelerinden gelen ziyaretçiler tarafından ziyaret edilir. Çünkü uyuyanların, yalnız Mayıs ayında uyanık kaldıkları, diğer aylarda uyuduklarına inanılır. Ziyaret sırasında dilekler tutulup adaklar adanır. Mağara duvarlarındaki oyuklara taş sıkıştırılır ve dilekler dilenir, sıkıştırılan taş düşmez ise dileğin gerçekleşeceğine inanılır. Mağara hep nemli olan duvarının uyuyanların terleri olduğu söylenir.
Mevlana, dönemin kendisi için Eshab-ı Kehf gibi uyumayı gerektirdiğini şu şekilde açıklar:
"Kötü dostla ünsiyet, belaya bulaşmaktır. Madem ki o geldi, bana uyumak düşer. Uyuyayım da Esbabı Kehif'ten olayım. O sıkıntıda, o mihnette mahpus kalmak, Dikyanus'tan iyi!" dedi.
Eshabı Kehf'in uyanıklığı, Dikyanus'a kulluk etmekti. Fakat uykuları; şereflerini,haysiyetlerini korumuş oldu.
Bilgiye uyumak, uyanıklıktır. Vay bilgisizle oturan uyanık kişiye!
Kargalar, güz mevsimi otağlarını kurdular mı, bülbüller gizlenir ve susarlar.
Çünki gül bahçesi olmayınca bülbül sükût eder.
Güneşin kayboluşu, uyanıklığı öldürür."