Şu aralar marjinal okumalara kaydım.Fikirlerim bir hayli değişti.Sadece Türkiyeden değil insanlığın geleceğinden endişeliyim.
Egoyu at, gerisi gelir.
Nietzsche
My profile on Letterboxd boxd.it/42kYh
""İnsanın içinde yaşayan şeyi öğrenmiştim. Şimdi ise insana verilmemiş olan şeyi öğrenmiştim. İnsana neye ihtiyacı olduğunun bilgisi verilmemişti. İştr o an ikinci kez gülümsedim. Arkadaşımı gördüğüm ve Tanrı bana ikinci gerçeği gösterdiği için mutluydum."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"O an Tanrı'nın, öğrenmemi istediği ilk şeyi hatırladım: İnsanın içinde yaşayan nedir? Anladım ki insanın içinde yaşayan şey sevgiydi! Tanrı' nın bana bu gerçekleri hemen göstermeye başlaması beni mutlu etmişti. Bu yüzden ilk defa o gün gülümsedim. Ama daha öğrenmem gereken iki gerçek vardı. İnsana verilmemiş olan şeyi ve insanın ne ile yaşadığını henüz bilmiyordum. "
"Tanrı bunun üzerine, "Gidip annenin canını al ve sonra üç gerçeği öğren," dedi. "insanın içinde yaşayan nedir? İnsana verilmemiş olan nedir? İnsan ne ile yaşar? Bu üç şeyi öğrendiğin takdirde cennete tekrar kabul edileceksin." "
Klasik denebilecek bir kitaptır. İtfaiyecilerin yangın söndürmek için değilde kitap yakmak için mesleklerini icra ettiği distopik bir evrende geçer kitap. (bunuda spoilerden saymazsınız herhalde zaten bunun üzerinden gidiyor kitap) Ya hiç düşünemeseydik(ya da düşünmemizi sağlayacak materyaller elimizden alınsaydı) ne olurdu? Bunu irdeler kitap. Bunu da kütüphaneden alıp okumuştum. Şiddetle ve dahi zorla da olsa okutturulmasını tavsiye ederim.
Herkes aşkla ilgili şiirlerini veya hapishanede yazdığı şiirleri atıp değerlendirmiş ama kimse daha henüz 20'li yaşlarında gencecik bir bireyken(bkz: 19 yaşında kaleme aldığı Nefes şiiri) Abdülkadir Geylani hazretlerine yazdığı şiirlerinden bahsetmemiş. Solculuk veya komünistlikle suçlanan bir adam için ilginç bir durum aslında. Demek ki Sabahattin Ali bile zamanında dini konularda git geller yaşamış birisi. Açıkçası böyle büyük bir şahsiyetin bile gençliğinde böyle bir ikileme düşmesi beni aşırı şaşırttı. Ben mesela hayatımda evliyaya itibar etmedim de etmem de. Ama herkesi içinde yaşadığı konjontürel döneme göre değerlendirmek lazım. Ha bi ara ciddi ciddi mehdi sandığım bir adam vardı, sonra öldü gitti. (Sabahattin Ali'den daha gençtim) Mehdimiz öldü yani tövbe tövbe . (mehdiye falan itibar etmiyorun)
Neyse ışıklar içinde uyu Sabahattin Ali. Umarım huzurla yatıyorsundur yerinde...