Furkan Kayhan

Furkan Kayhan
@Rapgod13
Şu aralar marjinal okumalara kaydım.Fikirlerim bir hayli değişti.Sadece Türkiyeden değil insanlığın geleceğinden endişeliyim. Egoyu at, gerisi gelir. Nietzsche My profile on Letterboxd boxd.it/42kYh
Puan vermedi·413 syf.··
2024 15. kitabı
Kitap başlangıçta oldukça sıkıcı ve monoton geçecek sanmıştım. Çünkü bir yer(Sarı-Özek) var ve o yerdeki br avuç insanın olağan gündelik olaylarını anlatıyordu ama ortalara doğru geldikçe Aytmatov'un nasıl usta bir romancı olduğunu öğrendim. Olayı anlatırken eşanlı geriye dönüşler, flashbackler güzeldi ve hikayeler kitabı okunabilir kılmış. Kitabın bilim-kurgusu da var diye de almıştım. Ama sonuca bağlarken pek bilimkurgudan bahsedilmemiş ancak emperyal güçlerin -her zaman olduğu gibi- nasıl düşmanca bir tutum politika izlediklerini de görmüş oldu(m)k. Evrensel, galaktik diplomaside yok gibi bi şeydi onlar için. Daha fazla bilim-kurgu olacak diye beklemiştim ama azdı açıkçası olayların geçtiği bölümler. Reenkarnasyon inancı da kitapta mevcuttu. Oraların insanı sanırım farklı kültürlerden etkileniyorlar ve her ne kadar müslüman da olsalar karma bir inanış çıkıyor ortaya.
Edebiyat
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·224 syf.··
2024 44. kitabı
Öncelikle ölümünden dolayı bu bilge insan Aytunç Altındal'ı rahmetle anıyorum. Umarım ebedi istirahatgâhında rahattır. Önemli bir hatırlatma ve ikâz: Okuyacaklarınız sizi derinden sarsabilir hazırlıklı olun. Bu arada 30 küsür yıllık çalışmanın ürünüdür bir kalemle çöpe atamazsınız. Ki kanıtlar ortada. İznik konsiline(325) kadar Hristiyanların cumartesi günü yani Yahudi geleneğine göre ibadet etmeleri de cidden ilginçti. İsa yaşadıysa dahi o da cumartesi günleri edermiş. Aytunç Altındal'ın okuduğum ilk kitabıydı daha nicelerine... Bkz: Tyanalı Apollonius (Zeitgeist'i şimdi daha iyi anloyorum. Paganizmle neyi kastettiklerini falan... 2-3 ay öncesine kadar İncil diye bir kitabın hiç yazılmadığını zannnetsemde Kuran'a itibar ettiğimden yazıldığına inanıyorum.) İlginçtir ki, 1. yüzyıldaki ilk otuz yılda yaşadığı varsayılan İsa, Yahudi'ydi ve burası çok önemlidir ki, eğer onun yaşadığı dönemde birisi çıkıp da kendisine "İncil=Bible" çok iyi bir kitap deseydi, inanın, İsa o kişinin yüzüne şaşkınlıka bakar ve acaba neden söz ediyor diye merak ederdi. Tarihçi Hendrik Willem van Loon'un gösterdiği gibi, İsa'nın yaşadığı dönemde hiçbir Yahudi "İncil=Bible" diye bir sözcük duymamıştı. Bu sözcük 1. İznik Konsili'nden soma o dönemde (4. yüzyıl) İstanbul'daki Kilise'nin Patriği olan John Chrysostom tarafından icat edilmişti ve Konsil'de sayısı 4'e indirilen Gospeller ile Apokirif sayılmayarak Kutsal hale getirilmiş olan diğer metinleri simgeliyordu. Van Loon'un da belirt- tiği gibi günümüze kadar gelen İncil=Bible, İsa'nın ölümünden yaklaşık 700 yıl kadar soma (8. yüzyıl) tamamlanmış ve en az 60 kadar yerel ve genel toplantılar, konsiller yapıldıktan soma Doğu ve Batı Kiliseleri tarafından kabul edilen metinler haline gelmiştir. Aslı İbranice ve Aramice olan Eski ve Yeni Ahit daha
Araştırma-İnceleme
Hangi İsaAytunç Altındal · Destek Yayınları · 2006400 okunma
"Galat-ı Meşhur; kelime veya deyimlerin yaygın olarak yanlış bir biçimde kullanılması, doğrusunun yerini alma halidir. Kimi örnekler vereyim: Arapçada "mektep", büro-yazıhane anlamlarına gelirken, dilimizde sadece "okul" manasında kullanılıyor. İspanyolcadaki "baraka" balıkçı kulübesi anlamında kullanılırken, bizde "eğreti yapı" anlamında kullanılıyor. Farsçada "rüzgâr", zaman, vakit anlamındayken bizde "yel" anlamında kullanılıyor. Ve... Türkçeye Arapçadan geçen ve aslında çoğul isim olan; evrak(tekil: varak), evlat(tekil: velet), eşkıya (tekil: şaki) gibi sözcüklere yine çoğul eki getirmek de kabul gören yanlışlardan. Yani, "tüccar" zaten çoğul anlamındayken biz "tüccarlar" diyoruz! Deyimler de var: "Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz" atasözünde geçen "ana" kelimesinin aslı "ane" ve o dönem Bağdat yakınlarındaki ünlü uçurumun adıdır. "Göz var, nizam var" deyiminin doğrusunun "Göz var, izan var" şeklinde olması gerekir. "İzan", anlama yeteneği anlamında kullanılıyor. Keza... Hayal kırıklığına uğramak anlamında kullanılan "sükût-i hayale uğramak" deyiminde "sükût" sözcüğü yerine doğru sözcük; kırılmak, parçalanmak manasındaki "sukut"tur. vs."
Kırmızı kedi·Kitabı okudu
Alıntı
"Ya da şunları mı yazmamı beklersiniz... - Dünyamıza gelen uzaylıları yazdığı Tanrıların Arabaları gibi kitaplarıyla dünyanın en çok satan kitaplar listesine giren ve - çocukluğumda ben dahil- milyonlarca kişiyi kandıran Erich von Daniken aslında yazdıklarını Planete adlı bilimkurgu dergisinde kaleme alınan kurgulardan kopyalamıştı! Zaten daha önce zimmetine para geçirmekten birkaç kez ceza almıştı..."
Alıntı
Puan vermedi·763 syf.··
2024 37. kitabı
Thomas Piketty'den Nobel (Ekonomi) Ödüllük bir çalışma. Neden zamanında Nobel(Ekonomi) Ödülü'nü almadığını sorguladığım eser. Kapital deyince Marx'a dokunduruyor veya Marx'ın eserinin 21.yüzyıl versiyonu sanmıştım ama hiçte öyle değildi. Yine de uzun emekler sonucunda-zira altını çizdiğim yerleri, aldığım ve dahası ileride alacağım notları ben bile bilmiyorum- bitirdiğim müthiş bir eserdi. Yani günümüzün en büyük problemini anlatması açısından belki de 50 ekonomi kitabına bedeldi. En sonda da komünizm ve kapitalizm çatışmasının sermaye ve eşitsizlikler(günümüzün en büyük sorunları) üzerine çalışmaları canladırmaktan ziyade kısırlaştırdığına değiniyor. Yine bir yerde Çin'in zannedildiği kadar güçlü olmadığından diğer Avrupa ülkelerinin sanılandan daha varlıklı olduğundan bahsediyor. Yani Çin'in süper güç olabilitesi bağlamında bi hayal kırıklığına uğramadım değil. Ayrıca ek bi dipnot; mali tabloların, ekonomik grafiklerin bu kadar kesinlikten uzak olduğunu bilmiyordum.(istatistiki veriler) Yazar sayesinde bi de grafik(istatistik) bilimini ve sırlarını neredeyse çözmüş oldum. İşin özü her gördüğümüz ekonomik veya mali göstergeler hesaplamalar kesin bir sonuç vermezler imiş. Bu yazar sayesinde bir kez daha hiçbir şeye güvenmemeyi öğrendim. Sermaye piyasası ne kadar-ekonomistlerin deyişiyle-'tam rekabet' piyasası olursa, bu eşitsizlik de kendini gerçekleştirmek için o denli çok fırsat bulacaktır. Bu amansız mantığa karşı koymak isteyecek kurumlar ve kamu politikaları hayal etmek mümkündür- sermayeden dünya genelinde artan oranlı bir vergi alınması gibi. Ancak böyle kurumlar ve politikalar üretmek, sağlam bir uluslararası eşgüdümü gerektirecektir. Üretilecek çözümlerin pratikte daha mütevazı boyutlarda ve etkisiz kalması, örneğin çeşitli milliyetçi içe kapanma
Ekonomi
Yirmi Birinci Yüzyılda KapitalThomas Piketty · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014356 okunma