Hannah Arendt, 19 Temmuz 1947’de arkadaşı Kurt Blumenfeld’e yazdığı bir mektup,
“Bir çeşit melankoli yaşıyorum ve bununla savaşmanın tek yolu anlamak ve konular üzerine düşünmek” diyor.
Badiou, hayatın sonunda herşeyin toprak olduğu döngüsel bir hareket olduğunu söyleyen geleneksel bilgeliğe karşı büyük bir ders verir. Gerçekliğin, üreyiş ve çürüyüşün bu kapalı çemberi, varolan tek şey değildir: Zaman zaman mucizeler olur, hayatın döngüsel hareketi bir şeyin hücumu ile askıya alınır. Bu şeye geleneksel metafizik ve teoloji ebediyet der; bu şey kelimenin iki anlamıyla bir stasis anıdır (hem hayat hareketinin sabitlenmesi, donmasıdır, hem de aynı zamanda bozulmadır, kargaşadır, olayların düzenli akışına direnen bir şeyin ortaya çıkışıdır). Âşık olmayı düşünün: Hem olağan hayatımda radikal bir bozulmadır, hem de hayatım aşık olunan kişi üzerine sabitlenir…