İşte, zaten bu korku yüzünden değil mi ki hepimiz mahvolup gidiyoruz. Bize hükmedenler hem bu korkudan yararlanıyor, hem de bizi bir kat daha korkutuyorlar. Şunu iyi bil, anne, insanlar korktukça bataklık içinde çürüyen ağaçlar gibi ölür, giderler.
Bir şeyi görebilme özne-nesne ilişkisi gerektirir. Özne, neler olduğunu gördüğü için ona “tanık”denir. Nesne ise gördüğünüz
şey, yani bu vakada iç rahatsızlığınızdır. İç sorunla ilgili objektif bir bilinci korumanız, kendinizi dış dünyada kaybetmenizden çok daha iyidir. Dünyevi bir insanla, spritüel akla sahip insan arasındaki fark da budur. Dünyevi paraya ya da itibara sahip olduğunuz anlamına gelmez. Dünyevi olmanız, sorunların çözümünü dış dünyada arıyor olmanız demektir. Dünyayı değiştirirseniz, sorunlarınızın da çözüleceğine inanırsınız. Ama bugüne kadar kimse, kendisi dışındaki şeyleri değiştirerek gerçekten mutlu olmamıştır. Her zaman başka bir problem vardır. Tek gerçek çözüm, bilincinizin tanık koltuğuna oturmanız ve referans çerçevenizi tamamen değiştirmenizdir.