. -Hocam Ali Canip Beğe-
Ufuklarda yaralı bir göğüs kanıyor,
Ovalarda kızıl kumlar dalgalanıyor;
Rüzgârlara haykırırken yalçın kayalar;
Uğulduyor nihayetsiz, engin yaylalar..
Bu kış günü bir öksüz kız elde bakracı,
Merhametsiz rüzgârlarla dağılmış saçı
Su almağa gidiyordu... Sırtı çıplaktı;
Karanlıkta artan soğuk sırtını yaktı...
Şişirmişti karlar küçük ayaklarını,
Esen rüzgâr dondurmuştu kulaklarını.
Zavallının karnı açtı, gözü yaşlıydı.
Düşe kalka gidiyordu, çok telaşlıydı.
Bir kasırga koptu birden, kızı ağlattı,
Güzel, narin vücudunu yerlere attı...
Yukardaki saraydan gördü bunu ay,
Gözlerine zindan oldu birden bu saray...
-Soğuk kızın gül yüzünü kavuruyordu-
"Ay", bir anne gibi tatlı sesiyle sordu:
Çıldırdın mı kız?
Niçin yapyalnız
Çıktın dışarı?
Görmedin mi sen?
Dışarda esen
Deli rüzgârı?