Katıldığı son savaştan yüzü de dahil olmak üzere vücudunda ve ruhunda büyük yaralarla geri dönen Paul münzevi bir hayat yaşamaya başlar. Kendini kapattığı evinde, ara sıra uğrayan babası ve yanında çalışanlar dışında kimseyi görmek istemez ve babasının işe aldığı her bakıcıyı da bezdirip gönderir. Bu durum babasının canına tak edince sıradaki bakıcıya 3 ay dayanamaması halinde onu mirastan men edeceğini ve kaldığı evden çıkaracağını söyler. Bu sebeple Paul sıradaki bakıcıyla iyi anlaşmaya karar verir, en azından 3 aylığına. Fakat gelen kişi, yani Olivia, hiç de beklediği gibi biri çıkmayınca planları ve de dünyası altüst olur.
Kitabın sıradan bir konusu vardı ama karakterleri son derece sıra dışı olduğu için başları ilgimi çekti. Paul tipik bir huysuz gibi görünse de beklenmedik anda beklenmedik tepkiler vererek beni şaşırttığı oldu. Hem iyi hem de kötü anlamda. Olivia ise tipik bir gün ışığı olmaktan fersah fersah uzaktı. Yaptığı hata bile onu antipatik yapmaya yeterdi ama pişmanlığı ve kendince gösterdiği kefaret çabası büsbütün itici olmasının önüne geçti. Paul'un tersliklerine aynı şekilde karşılık veren cevval biri olması da hoşuma gitti. İkilinin arasında güzel bir kimya vardı ve ilişkilerinin dinamiği de iyiydi. Umut vadediyorlardı yani.
Ama harcandılar, büyük harcandılar. Doğru dürüst bir karakter gelişimi olmaması, özellikle Paul nezdinde, ilişkilerinin inandırıcılığını büyük ölçüde zedeledi. Tutkularının aşka evrildiği süreç de iyi işlenemedi. Ayrıca ikisinin de yaraları ve pişmanlıkları olmasına rağmen kitapta duygusal bir derinliğin olmaması büyük bir eksiklikti.
İyi yazılmış bir Güzel ve Çirkin uyarlamasına bayılırım ama bu onlardan biri değildi maalesef, çok maalesef.
Son kitabı da okuduğuma göre artık kesin olarak söyleyebilirim: İlk kitap haricinde bu seriyi okumak tamamen vakit kaybı.
Mesela bu kitapta prenses olan kızımız birkaç günlüğüne özgür olmak için asistanıyla yer değiştiriyor. Ama buna ne gerek olduğunu anlamak mümkün değil çünkü zamanında oyunculuk yapıp kendinden yaşça büyük bir adamla ilişki yaşayacak kadar özgürmüş. Şimdiyse tutsak gibi davranıyor niyeyse. Sonra da rastgele bir adamla tanışıp aşık oluyor güya ama tipleri bir görseniz. İkisi de ilk kez karşı cinsle iletişim kuruyor sanki, öyle bir görmemişlik içindeler. Diyaloglarından yapmacıklık akıyor, uyum desen zaten sıfır. Yani güzel olup olmaması bir kenara da kısacık bir kitap bu kadar zulüm gibi hissettirmemeli ya.