Ben,cüzam hastalığının üzerine gidebilmek için dermatoloji dalını seçmeye,cüzam tedavisinin mümkün, üstelik çok kolay olduğunu öğrendiğim o günlerde karar verdim.Bir akşam, incecik hilalin gökyüzünde yükselişini seyrederken,ellerimle karnımı iki yandan kavradım,içimdeki yavruma; "Madem çaresi var,söz veriyorum bu hastalığın peşini bırakmayacağını," diye fısıldadım ve sanki bebeğimin anında kıpırdanarak, bu kararımı onayladığını hissettim.
Yine 1914 yılının Haziran ayı sonlarında Talat Paşa,Alman Von der Goltz Paşa'ya Sarajevo cinayetinin bir harbe sebep olup olmayacağını sormuş, "Taraflar harbe kararlı olduklarına göre sebebini bulurlar" cevabını almıştı.
Üniversitedeyken,fizyoloji dersimize Prof. Sadi Irmak gelirdi. Felsefi konulara da girerek,fikir pencerelerimizi aralar, dünya görüşümüzü etkilerdi.Onun dersini dinlemeye bayılırdık.Bir gün, elinde tebeşir,kara tahtaya bir doktorda olması gereken ilkeleri sıralarken,en başa, "Primum Nil Nocere," yazmıştı; yani, "Önce Zarar Verme!" Çok etkilenmiştim.Üzerinde uzun uzun düşünmüştüm.Benim doktorluk ilkem, yaşamım boyunca bu cümle oldu, diyebilirim.İnsanlara,öncelikle zarar
vermemeyi ilke edinen bir doktor,cüzam hastalarına yapılan muameleye göz yumabilir miydi?