… tarifi dikkatlice okuduk. Babaannem bütün tarifleri deftere sen diliyle yazmış. Tencereye dök, süt ekle, karıştır, tepsiye diz… Bir tek sütlaç tarifini sizli bizli yazmış. Karıştırın, ekleyin, kaselere doldurun… Sanki yan odada oturuyormuş da bize sütlaç yapmayı öğretiyormuş gibi. Tarifin sonuna “Ağız tadıyla yiyin“ yazmış. Diğer tarifler de bu yok. Babaannemin oralarda bir yerlerde olduğunu hissettim. Ağız tadıyla yemek…
“Acaba” ile başlayan her ihtimal karanlıktı. Ama biz o ihtimallerin hep çok güzel, en azından mevcuttan daha güzel olduğunu düşünüyor, bu yanılgıyla kendi kendimizi yiyip bitiriyorduk. Oysa karanlıkların içinde kötü senaryolar da olabilirdi, mevcut halimizi mumla aratacak senaryolar…
İyiye gitmeden önce kötüye gider tuzağı, doğrulama eğiliminin başka bir türüdür. Alanı hakkında hiçbir şey bilmeyen ya da bilgisine güvenmeyen bir uzman bu hileye başvurarak kendisi için doğru olanı yapar. Durum kötüye gittikçe tahminleri doğrulanır. Beklenmedik bir şekilde iyiye giderse bu sefer de müşteri memnun olur ve uzman bu iyileşmeyi kendi hanesine yazabilir. Öyle ya da böyle-her zaman haklıdır.
Mutlu insanlar bir de kitaplar yazdığında yanılsama ikiyüzlülüğe varır. O yüzden: Şu andan itibaren kişisel gelişim kitaplarından uzak durun. Bu kitapların %100’ü mutlu olmaya doğuştan eğilimli olan insanlar tarafından yazılmıştır. Her sayfada etrafa tavsiyeler saçarlar. Bu tavsiyelerin işe yaramadığı milyarlarca insanın olduğu bilinmez çünkü kısmetsiz insanlar kişisel gelişim kitabı yazmazlar.