Bir kere gördüm onu. Küçücük de bir adam. Bütün köylü her ne hikmetse onu tutuyor. Bunca yıldır eşkıya kovalarım, böylesine sevilen bir adamı da görmedim. İnce memedi köylünün elinden almak zor.
Koca süleyman: "Bu dünya böyledir," diyordu. "sular hendeğine dolar. İnsanlar doğar ölür, gün doğar batar. Ağaçlar büyür çürür. Sular akar, bulut ağar. Ağayı öldürürsün, ağa gelir yerine. Bir daha öldürürsün bir daha gelir" ...
Yemyeşil, serin kurbağalar taze taze, küçüklü büyüklü, karınlarını körük gibi şişirerek dallarda, güneşin ılıklığında soluklanıyorlardı. Atların her adım atışında bir sürü çekirge mısır patlağı gibi durmadan sıçrıyordu.
"Evimiz yanmadımı ki evimize gidelim.?Tarlalarımız sürülmedi mi ki? Kızlarımız kaçırılmadı mı ki, hayvanlarımız kesilmedi mi ki, insanlarımız öldürülmedi mi ki... O köyde oturulacak hal mi kaldı ki köyümüze bizi alıp götüreceksin Koca Osman? Ali Safa mı öldü? (köy ağası) yoksa bize kardaş mı dedi? Hükmet bizden yana mı gecti, ince memed mi çıktı yeniden ortaya...