Bunların hep böyle sevgiyle birbirlerine kırılmadan dalaşmaları Memedi umutlandırıyor du. Bu İki yaşlı insanın kurdukları dünya sonsuz bir sevgi. bir hoşgörü dünyasıydı. Dışarıdaki gürültü gittikçe büyüyordu. Memed şu iki çocuklaşmış insanı düşünüyordu. "Bütün insanlar böyle olsalar" diye gecirdi içinden. Kim bilir ne güzel olurdu şu dünya, şu insanoğlu...
İlk defa bir kitabını okumaya başladığım, okumadan önce de yazar hakkında şöyle bi ufak araştırma yaptığım duayen '' Yaşar Kemal ". Zülfü Livaneli'nin deyimiyle" gözüyle kartal avlayan yazar"... İnce Memed serisinin daha ilki ve romanın dörtte biri sayılır ki 440 sayfa. Totalde 2000 sayfalık bi roman denilince ilk başta bende bi sıkıcıysa çekilmez endişesi yaşadım. Ama okumaya başlayınca müthiş akıcı, sürükleyici, tasvirlerle dolu ve torosları(Antalya'lı olarak belki de ekstra etkiledi) Çukurovayı bu kadar yöresel dilde ve gerçekçi anlatan bi başka yapıt var mıdır emin değilim. İnsanın oralara gidesi geliyor. Cumhuriyet döneminin derebeylik, ağalık düzenine karşı çıkan yiğit memedi anlatıyor. Daha fazla bilgi vermeyeyim ki tadı kaçmasın. Bu arada kyk yayınlarından okursanız arkasını okumayın remen kitabı in özeti gibi. İyi okumalar. (kitabı burada bi arkadaşın tavsiyesi ile aldım başladım o'na da çok teşekkür ederim)
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Toros Yayınları · 199374,3bin okunma
Köylüler jandarmaların elinden zar ağlıyorlardı. Memedin takibine çıkan candarmalar kesin emir almışlardı. "ince memedi diri, ölü mutlak getireceksiniz. Yoksa!.." Yoksasında vardı. Böyle emir alanlar hangi dağ Köyü'ne girmişlerse orasını bir ana baba gününe döndürüyorlardı. Sopadan geçirmedikleri kimse kalmıyordu. Çoluk çocuk tüm dağ köylülerinden ah vah geliyordu. Amansız. Kimse ince Memedin yerini bilmiyordu. Kimse onu aramaya çıkmıyordu. Yol gösterenler de yanlış yol gösteriyorlardı. Memedin suçsuz kızı hapisten kurtarışı dağ köylüklerinde, Değirmenoluk'ta destan üstüne destan olmuştu. Herkes işini gücünü bırakmış, her yerde İnce Memed lafı... Hatice'nin jandarmaların elinden alınışı Üstüne bir günde belki on tane türkü çıkarılmıştı...