Uğur kurt

10/10
·298 syf.·
2020 16. kitabı
24’üncü yıllarda geçen bir bilim kurgu kitabı. Göçebe adındaki bir uzay gemisine dış uydular diye tabir edilen bir koloni saldırı düzenler ve Gully Foyle adında bir yardımcı teknisyen hayatta kalır neden saldırdıklarını söylemeyeceğim spoiler olur. 6 ay sonra Dünya’ya ait bir uzay aracı Foyle’nin yardım çağrılarına dikkate almayaraktan yanından geçer gider ve Foyle de intikam almak için kendisini geliştirir, araştırmalar yapar ve bir şekilde gemiyi çalıştırıp kurtulur. Bu arada Foyle’de tam bir hödük, odun, kaba, her şeyi kaba güçle çözen, fazla eğitimi olmayan bir adam. Kitabın konusu genel tabiriyle böyle. Kitapta jauntlama diye bir şey var. Kendi olduğun yeri ve gitmek istediğin yeri düşünüp o yere gidebiliyorsun yani kısaca ışınlanmak. Bu jauntlama ile Foyle arasında güzel bir şey var onuda kitabın sonlarına doğru öğrenirsiniz kitabı okumayı düşünüyorsanız. Kitabın dili bana eğlenceli geldi daha doğrusu Foyle’nin dili çünkü lan, oğlum v.b kelimelerle konuşuyor. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştım ve hoşuma gitti nedense. Kitap çerezlik, eğlenceli, aksiyonlu okuması zevkli güzel bir kitap okumayı düşünüyorsanız memnun kalırsınız.
Edebiyat
Kaplan! Kaplan!Alfred Bester · İthaki Yayınları · 20171,691 okunma
Uğur kurt
Eger lan oglum kelimeleri hoşuna gittiyse "Otomatik portakal" kitabına aşık olucaksın
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
sıcak
Bazen ellerimizin yarısını bile kullanmadığımızı düşünüyorum; kafalarımızı kullanmadığımız kesin.
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Edebiyat
Uğur kurt
😁 😁 😁 Offff 🤤
sıcak
Bazen ellerimizin yarısını bile kullanmadığımızı düşünüyorum; kafalarımızı kullanmadığımız kesin.
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Edebiyat
Uğur kurt
😁 🍀 Künefe kadar degerli yok 😁künefe olsa hücum
Puan vermedi·578 syf.··
2017 27. kitabı
İnsanın var oluşuyla başlayan süreci birçok açıdan ele almış yazar. İnsanı ve zamanı, sosyoloji, felsefe, bilim ve ekonomi pencerelerinden ele alır iken, akıcı ve destansı bir dil kullanmış. Bu durumda okuyucuyu sıkmadığı gibi, sanki oradaymış hissi yaratıyor. Yazar bazı konuları yüzeysel ve politik incelemekle birlikte, Rus milliyetçiliğini daha derin ve hissedilir bir şekilde işlemiş. Özellikle 1453 İstanbul’ un fethi aşaması ve sonrasındaki sürecin anlatımında Osmanlı nefretini dile getirmiştir. Kitap adı her ne kadar ‘’ İnsan Nasıl İnsan Oldu ‘’ ise de, okuma sürecinde acaba yazar ironi mi yaptı diye düşünmeden edilemiyor. Böyle düşünmeye sebep ise; Geçmişte var olan kölelik sisteminde ne değişti ki? İnsanlar yine köle düzeni içinde çalıştırılmıyor mu? Organ için kaçırılan çocuklar, fuhuş için satılan kadınlar yok mu? İnsan, doğa hatta ruhlar bile ticarete malzeme edilmiyor mu? Geçmişte ellerindeki baharatlardan daha fazla kazanç sağlama adına o zamanın tüccarları nasıl Hindistan cevizi ormanlarını ve karanfil bahçelerini talan ederek yakılıyorduysa, günümüzde de yem yeşil alanlar, güzelim ormanlarımız arazi rantçıları tarafından talan edilip, yakılmıyor mu? Bilimde öyle mesafe kat ettik ki !!! Allah’ın bal yaratmak için yarattığı arıya bile güvenmeyip balı kendimiz yaptık. Tuğla tozundan kırmızıbiber yapmayı, süte su katmayı, tavuğun kemiğinden, kanından, tüyünden yem yaparak yine kendine yedirmeyi, günde iki kez yumurtlatmayı öğrenmişiz. Çok mesafe kat ettik çooookk !!!! Kısacası dostlar, bilimde, felsefede, ekonomide ve diğer alanlarda çok mesafe kat etmemize rağmen insan olma adına bence hiç adım atmamışız… Geçmişte bilim adına ne çileler çekmiş insanlar, ızdıraplar içinde yaşantılarını devam ettirirken, çıkarlarını ve menfaatlerini düşünmemişler. Doğru adına
Felsefe
İnsan Nasıl İnsan OlduM. İlin · Say Yayınları · 20181,066 okunma
Uğur kurt
Nefret dile getirdi dediginiz sayfaları söyleyebilir misiniz?